cografyam.org

Cografya Egitim Sitesi

ÜLKELER COĞRAFYASI

             

AVRUPA KIT’ASI

Avrupa; doğuda Asya kıt’ası, güneyde Akdeniz batıda Atlas okyanusu ve kuzeyde ise Kuzey Buz denizi ile çevrilidir.

Büyük bir kısmı ova ve plâtolarla kaplı olan Avrupa’nın ortalama yükseltisi oldukça azdır. Avrupa’nın en önemli yükseltisi kıt’anın güney kısmında uzanan Alp dağlarıdır. Kıt’anın en yüksek yeri Fransa’daki Mont – Blanc (4810 metre) dağıdır. Kıt’anın kuzeyinde ise İskandinav yarımadasında Norveç ve İsveç’in sınırlarını oluşturan İskandinav dağları yer alır.

Kıt’a, akarsu ve göl bakımından oldukça zengindir. Avrupa’nın ortalama yükseltisi az olması sonucunda akarsular denge profilini kazanmıştır. Bu yüzden Avrupa akarsularının enerji potansiyeli ve aşındırma gücü azdır. Akarsular üzerinde taşımacılık ve ulaşım çok yaygındır.

Kıt’anın kutba yakın yüksek enlemlerinde yer alan Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde buzulların oluşturduğu şekillere rastlanır. Bu ülkelerde buzul vadileri, fiyortlar, göl çanakları, morenler ve sirk gölleri yer alır. Dünya’nın en fazla göl bulunan ülkesi Finlandiya’dır.

Avrupa kıt’asında birçok farklı iklim görülür. Kıt’anın kuzeybatısında yer alan kısmında batı rüzgârları ve Gulf Stream sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman okyanus iklimi görülür. Bu iklim özellikle İngiltere, Hollanda, Danimarka, Belçika ve Almanya’yı etkilemektedir. Kıt’anın kuzeyinde İskandinav yarımadasının büyük bir kısmında sert ve soğuk iklimler hâkimdir.

Orta ve Doğu Avrupa’da ise karasal iklim koşulları hüküm sürer. Bu iklim özellikle Macaristan, Avusturya, İsveç ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeleri etkiler. Avrupa’nın güney kesimi ise, Akdeniz kıyısında bulunduğu için Akdeniz ikliminin etkisi altındadır.

Kıt’anın güneyinde maki bitki örtüsü, kuzeybatısında daima yeşil kalan ormanlar, kuzeyde iğne yapraklı tayga ormanları, Orta ve Doğu Avrupa’da ise bozkırlar yer alır.

Avrupa kıt’asında tarım ve hayvancılık çok gelişmiştir. Çünkü gelişmiş bütün teknolojik olanaklar kullanılarak tarım ve hayvancılık yapılır. Özellikle Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde intansif tarım yapılır. Bu sayede toprakları küçük olan bu ülkeler çok miktarda tarım ürünü yetiştirmektedir. Yine Hollanda çiçek yetiştiriciliği ve hayvancılıkta öne çıkmıştır. Kıt’ada en çok yetiştirilen tarım ürünleri tahıllar, şeker pancarı, patates, üzüm, sebze ve meyvelerdir.

İskandinav yarımadasındaki ülkelerde arazi elverişsiz olduğu için tarım ve hayvancılık gelişmemiştir.  Bu ülkelerde balıkçılık ve ormanlar çok gelişmiştir. Fransa üzüm, Almanya patates üretiminde Dünya’ da en önde gelen ülkelerdir.

Kıt’ada nüfusun en fazla toplandığı yer kuzeybatı kısmıdır. Nüfus yoğunluğu en fazla olan ülke Hollanda’dır. Avrupa’nın en seyrek nüfuslu yerleri İskandinav yarımadasının orta ve kuzey kısmı, Alp dağlarının yüksek kesimleri ve Grönland’dır.

Kıt’ada şehir nüfusu oranı oldukça fazladır. Şehir nüfusu oranının en fazla olduğu ülke İngiltere’dir. Avrupa, kıt’alar arasında nüfus yoğunluğu en fazla olan kıt’adır. Kıt’ada tarımda çalışanların oranı çok azdır. İnsanlar genelde şehirlerde yaşar ve büyük kısmı hizmetler sektörü ile sanayi faaliyetlerinde çalışır.

Avrupa, yer altı zenginlikleri açısından çok önemli bir kıt’a değildir. Kıt’anın kuzeybatısında bulunan taş kömürü ve demir yatakları özellikle İngiltere’nin endüstride ilerlemesini sağlamıştır.

Avrupa, ekonomi ve sanayinin en çok geliştiği kıt’a-dır. Kıt’a birçok ekonomik faaliyetin merkezi durumundadır. Dünya ticaretinin en çok geliştiği kıt’adır. Avrupa’da ekonomi, sanayi ve ticaret çok geliştiği için, yaşam standardının en yüksek olduğu kıt’a olmuştur. Özellikle Kuzeybatı Avrupa ülkeleri, İskandinav ülkeleri ve İsviçre en çok gelişmiş ülkelerdir. İsviçre, kıt’ada yaşam standardının en yüksek olduğu ülkedir. Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni yeni gelişmeye başlayan ülkelerdir.

Kıt’ada turizm çok gelişmiştir. Gezilebilecek birçok tarihî güzellik vardır. Turizmin en fazla geliştiği ülkeler; Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Yunanistan’ dır. İsviçre, İsveç ve Norveç’te kış turizmi, İspanya, İtalya ve Yunanistan’da ise yaz turizmi gelişmiştir.

 

ASYA KIT’ASI

Kıt’anın doğusunu Büyük okyanus, güneyini Hint okyanusu, batısını Akdeniz, Karadeniz ve Avrupa, kuzeyini ise Kuzey Buz denizi oluşturur.

Asya, yüz ölçümü en büyük olan kıt’adır (44 milyon km2). Kıt’anın güney kısmında doğu batı yönünde uzanan Dünya’nın en büyük ve en yüksek sıradağı olan Himalayalar uzanır. Kıt’anın orta, kuzey ve doğu kısımları düz alanlara sahiptir. Batıda ise kuzey güney doğrultusunda Ural ve Kafkas dağları yer alır. Kıt’ada, Arabistan, Karakum ve Kızılkum çölleri vardır.

Kıt’ada büyük akarsu ve göller yer alır. Hazar, Aral Baykal gölleri ile Fırat, Dicle, Seyhan, Volga, Obi, İndus ve Ganj gibi akarsular bulunur.

Kıt’ada Akdeniz, muson, karasal, çöl ve tundra iklimleri görülür. Kış mevsiminde Dünya’nın en soğuk yerleri kıt’adaki Sibirya’dır. Kıt’ada yaz ve kış mevsimi arasındaki sıcaklık farkı fazladır. Güneydoğu Asya’nın bitki örtüsü oldukça gür ormanlardır.

Çünkü burası Dünya’nın en çok yağış alan bölgelerinden biridir. Kıt’anın kuzeyinde 60° enlemi çevresinde iğne yapraklı ormanlar bulunur. İç bölgelerde ise bozkırlar yer alır.

Kıt’ada tarım ve hayvancılık çok gelişmiştir. Birçok tarım ürününün en fazla yetiştiği kıt’a burasıdır. Kıt’ada en çok yetiştirilen ürünler çay, pirinç, pamuk, soya fasulyesi, kauçuk, şeker pancarı, yer fıstığı, hurma, ayçiçeği ve buğdaydır.

Hindistan’da büyükbaş hayvancılık çok gelişmiştir. Orta Asya bozkırlarında ise küçükbaş hayvancılık çok yaygındır.

Kıt’a, Dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındırır. Asya’nın en kalabalık üç ülkesi Çin, Hindistan ve Bangladeş’tir. Güneydoğu Asya’da nüfus yoğunluğu fazladır. Nüfusun en seyrek olduğu yerler ise çöller, Himalayalar’ın yüksek yerleri, Moğolistan ve Sibirya’dır. Şehirleşmenin en fazla olduğu ülke Japonya’dır.

Kıt’a, yer altı kaynakları açısından oldukça zengindir. Asya’da; petrol, doğal gaz, kalay, bor, krom, manganez, kömür, demir ve altın en önemli yer altı kaynaklarıdır. Özellikle çok zengin olan petrol ve doğal gaz yatakları kıt’anın Dünya üzerindeki önemini artırmaktadır. Zengin maden yatakları Ural dağları, Orta Doğu ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerinde bulunmaktadır.

Kıt’ada sanayi, ticaret ve ekonominin en çok geliştiği ülke Japonya’dır. Kıt’adaki diğer ülkeler genellikle gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerdir.

 

AFRİKA KIT’ASI

Kıt’a; kuzeyde Akdeniz, doğuda Kızıldeniz ve Hint okyanusu, batı ve güneybatıda ise Atlas okyanusu ile çevrilidir.

Kıt’anın kuzeyinde Atlas dağları, orta kısmında ise Klimanjaro en önemli yükseltilerdir. Kıt’a genellikle düz alanlara sahiptir.

Kıt’anın en büyük iki akarsuyu Kongo ve Nil’dir. Kıt’anın doğusunda çöküntü hendekleri içinde oluşan büyük göller (Tanganika, Viktoria, Nyasa, Rudolf, Kivu) yer alır.

Kıt’anın orta kısmında ekvatoral iklim görülür. Kıyılarda ise denizel iklimler ve savan iklimi görülür. Özellikle kıt’anın kuzeyinde büyük bir alanda çöl iklimi görülür. Dünya’nın en büyük çölü olan Büyük Sahra burada yer alır. Bu bölge çok az yağış alır. Kıt’anın en büyük sorunu erozyondur.

Kıt’anın Kuzey Yarım Küre’de kalan bölümünde nüfus yoğunluğunun çok az olmasının nedeni, büyük kısmının çöllerle kaplı olmasıdır. Kıt’anın nüfus yoğunluğu çok fazla değildir. Diğer kıt’alara yoğun bir şekilde göç meydana gelmektedir. Yerleşmelerin yoğun olduğu yerler kıt’anın kıyı kesimleridir.

Kıt’ada çok fazla tarım alanı olmadığı için, tarım gelişmemiştir. Bu yüzden açlık çeken birçok Afrika ülkesi vardır. Hayvancılık da pek gelişmemiştir.

Kıt’anın önemli sorunlarından biri olan erozyon da tarım ve hayvancılığın gerilemesine neden olmaktadır. Kıt’ada kakao ve palmiye yağı üretimi çok önemlidir.

Afrika ülkelerinde en önemli yer altı zenginliği Fas, Tunus ve Cezayir’de çıkarılan fosfattır. Ayrıca Güney Afrika Cumhuriyeti Dünya’da en fazla altın ve elmas çıkarılan ülkedir.

Doğal zenginlikleri çok olmasına rağmen, kıt’ada sanayinin gelişmemesinin en önemli nedeni, zengin kömür yataklarına sahip olmayışıdır. Ayrıca enerji üretimindeki yetersizlik, ham madde kaynaklarının yabancıların denetiminde olması, üretim teknolojisinin gelişmemesi ve sermaye yetersizliği kıt’ada sanayi gelişimini etkileyen en önemli faktörlerdir.

 

AMERİKA KIT’ASI

Kuzey ve Güney olmak üzere iki kıt’a olan Amerika’ nın doğusunda Atlas okyanusu, batısında Büyük okyanus yer almaktadır.

Kuzey Amerika’nın batısında Kayalık dağları ve Güney Amerika’nın batısında ise Ant dağları kuzey güney yönünde uzanırlar. Bu kıt’aların orta ve doğu kısımları ise genellikle ova ve plâtolarla kaplıdır. Dünya’nın en büyük akarsularından olan Missisipi Kuzey Amerika’da, Amazon ise Güney Amerika’da yer alır. Kuzey Amerika’da Superior, Michigan, Huron, Erie, Ontario ve Büyük Ayı gölleri yer alır. Kuzey Amerika’da Arizona ve Meksika, Güney Amerika’da ise Atacama çölleri bulunur.

Amerika kıt’alarında yeryüzünde bulunan bütün (muson hariç) iklimler görülür.

Amerika Birleşik Devletleri’nde tarım ve hayvancılık gelişmiştir. Dünya üretiminde en önde olduğu ürünler; mısır, pamuk, tütün, arpa ve yulaftır. Dünya’nın en çok muz ve kahve üretilen ülkesi Brezilya’dır. Hayvancılık Arjantin’de çok gelişmiştir.

Kanada genellikle soğuk iklimlerin etkisi altındadır. Bu yüzden soğuğa dayanıklı buğday, şeker pancarı, mısır ve keten yetiştirilir.

Nüfusu en çok ülkeler ise ABD, Brezilya ve Meksika’dır. Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu yer ABD’nin kuzeydoğusudur.

Kanada; nikel, plâtin ve asbest çıkarımında Dünya’ da en önde yer alır. ABD ise; kömür, alüminyum, doğal gaz, petrol, bakır, çinko ve kurşunun Dünya’ da en çok çıkarıldığı ülkedir.

Kanada’ya geleceğin ülkesi de denilmektedir. Miktarları tam olarak tespit edilemeyen zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahiptir. Bu ülkede iklim koşullarının olumsuzluğu, endüstri kuruluşlarının güney bölgelerde toplanmasına neden olmuştur.

ABD, Dünya’nın en gelişmiş ülkesidir. Dünya’da en çok dış pazarı olan ülkedir. Bu ülkenin tarım ve endüstrisinin gelişmesi, ülkeyi Dünya’nın ticaret ve bankacılık merkezi yapmıştır. Ülkede çok zengin olan kömür ve demir yatakları endüstrinin gelişmesinin en önemli nedenleridir. Türkiye’nin dış ticaretinde de Almanya’dan sonra gelen ülke olmuştur.

 

OKYANUSYA KIT’ASI

Yüz ölçümü en küçük kıt’a olan Okyanusya, Büyük okyanus ve Hint okyanusu ile çevrilidir.

Ortalama yükseltisi çok az olan bir kıt’adır (210 metre). Ülkenin batı ve orta kesimi çöllerle kaplıdır.

Kıt’ada hayvancılık gelişmiştir. Dünya’da en çok yün elde eden ve satan ülke Avustralya’dır.

Yerleşilebilen kıt’alar içinde en az nüfus bulunan kıt’adır. Nüfus yoğunluğu oldukça azdır. Nüfus genellikle Avustralya’nın güney doğusunda toplanmıştır. Kıt’ada; ılıman okyanus, çöl ve savan iklimleri görülür.

 

ANTARKTİKA KIT’ASI

Güney Kutbu çevresinde yer alan kıt’anın % 95’i buzullarla kaplıdır.

Kıt’ada yüksekliği fazla olan bazı dağlar bulunur. Kıt’ada yerleşik hayat yoktur. Bu yüzden hiç beşerî ve ekonomik faaliyet yoktur.

HOLLANDA- ALMANYA-NİJERYA-RUSYA-ÇİN-HİNDİSTAN-G.AFRİKA ÖZELLİKLERİ

HOLLANDA

Hollanda yüz ölçümü olarak küçük fakat ekonomik ve siyasi etkinlik olarak önemli bir Avrupa ülkesidir. Şimdi Hollanda'nın coğrafi konumunu, doğal özelliklerini, ekonomik faaliyetlerini tek tek inceleyelim.

Hollanda’nın Coğrafi Konumu

Hollanda Avrupa Kıtası’nın kuzeybatısında yer alır. Do­ğusunda Almanya, güneyinde Belçika, kuzey ve batı­sında Kuzey Denizi yer alır. Küçük bir alana sahiptir. Kuzeyindeki Friz Adaları ülkeye aittir.

Hollanda'nın Yüzey Şekilleri

Avrupa’nın ortalama yükseltisi en az ülkesidir. Toprak­larının % 40'ı deniz seviyesinin altındadır. Topraklarının en % 25’i denizin doldurulmasıyla kazanılmıştır. Deniz­den setlerle ayrılmış ve tarım alanlarına dönüştürül­müş alanlara polder adı verilir. Polderler, ülkenin orta kesiminden Ren ve Maas nehirlerinin ağız kısımlarına kadar uzanır.

Hollanda Dağları ve Ovaları

Hollanda, güney uçtaki Limburg kesiminde 320 met­reyi bulan yükselti haricinde tamamen düz bir ülkedir. Ortalama yükseltisi 100 metre civarındadır. Bu yüzden

ülkeye alçak memleketler anlamına gelen “Neder­land" adı verilmiştir. Ülkedeki ovalar genellikle Ren ve Maaş nehirlerinin getirdiği alüvyonların birikmesiyle oluşmuştur.

Hollanda'nın Akarsu ve Gölleri

En önemli akarsuları Schalde, Ren, Maaş ve Waal’dir. Ülkede nehirler ile nehirlerin birbirine bağlanmasıyla sık bir su yolu ağı oluşturulmuştur. Bu nedenle kara içi su ulaşımı gelişmiştir. Akarsuların yatak eğimleri az olup, üzerlerinde ulaşım yapılabilmektedir. Ülkede kayda değer önemli göl bulunmaz.

Hollanda İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkede ılıman okyanus iklimi görülür. Gulf Stream sı­cak su akıntısının etkisiyle iklim ılımanlaşır. Batı rüzgârları her mevsimin yağışlı geçmesini sağlar. Ha­vanın nemli olmasından dolayı sık sık sis meydana ge­lir. Yüz ölçümün küçük olması, yer şekillerinin sade ol­ması ve yükselti azlığı iklim farklılıklarının oluşmaması­na yol açmıştır. Doğal bitki örtüsü yağmurlarla oluşan otlar ve sonradan dikilen ağaçlardan oluşan ormanlar­dır. Ülkede ormanlar çok az yer kaplar.

Hollanda'da Nüfus ve Yerleşme

Ülke, Avrupa’nın ve Dünya'nın en yoğun nüfuslu ülke­lerinden biridir. Doğum oranı çok azdır. Nüfus artış hı­zı çok düşük (binde 3)'tür. Hollanda’da ortalama ya­şam süresinin uzaması ve yaşlı nüfus oranının artma­sı, doğurganlık oranının düşmesine yol açar. Bu ise çocuk ve genç nüfusun azalmasına neden olmaktadır. Bu durum, tüketiciler ile üreticiler arasındaki dengenin bozulmasına yol açar. Ülke nüfusunun 1/3'ü ülkenin orta ve batı kesimlerinde yaşar.

Ülkede sanayi ve ticaretin son derece gelişmiş olması, şehirli nüfusun kır nüfusundan çok fazla olmasına ne­den olmuştur. Bu bakımdan ülke nüfusunun % 89’u kentlerde, % 11 ’i kırsal alanda yaşar.

Tarım ve Hayvancılık

Ülkede tarım ve hayvancılık özellikle yüksek değerli ih­racat ürünlerinin üretiminde yoğunlaşmıştır. Başlıca ih­racat ürünleri arasında Dünyaca ünlü Hollanda peynir­leri ve tereyağı sayılabilir. Harlem Bölgesi'nde lale vb. çiçek soğanları, domates, salatalık, marul seracılığı büyük ölçüde gelişmiştir. Hollanda tarımının en önem­li özelliklerinden biri yüksek verime sahip olması, diğe­ri ise yüksek kaliteye sahip olmasıdır. Bugün ülke ihra­catının % 25’ini tarıma dayalı ürünler oluşturur.

Hollanda, topraklardan yararlanma bakımından diğer Avrupa ülkelerine göre farklılık gösterir. Topraklarının % 77'si kullanılabilir alanları içerirken, % 23'ü kentsel alan, sanayi tesisleri, yollar, kanallar, turbalık kumsal­lar ile yararlanılamayan alanları içerir. Hollanda'da kü­çük işletmelerde intansif tarım, ileri metotlarla uygu­lanmakta ve tarımsal verimlilik Batı Avrupa ülkelerine göre rekor seviyede yüksek olmaktadır.

Hollanda bir tarım ve hayvancılık ülkesi olduğu için toprağın yaklaşık % 70'i bu işe ayrılmıştır. En önemli tarım ürünleri tahıl, kabuklu sebzeler, şekerpancarı, patates ve ziraat tohumlarıdır. Bunlardan ihraç edilen­ler ise patates, kabuklu sebzeler ve ziraat tohumlarıdır. Bu ürünler ihracatın % 40’ını meydana getirir. Tarım modern araçlarla yapılmaktadır. Tarımın yanında bah­çecilik de çok gelişmiştir. Bahçecilik çoğunlukla sera­larda yapılır. Çiçekçilikte büyük ilerleme kaydetmiş olan Hollanda’ya, Batı Avrupa'nın çiçekçisi denilmek­tedir. ihraç ettiği çiçeklerden çok miktarda döviz sağ­lamaktadır.

Doğal koşullar hayvancılığa elverişlidir. Hollanda, hay­vancılıktan toplam gelirinin yaklaşık 2/3’sini sağlamak­tadır. Hollanda topraklarının tarıma ayrılan kısmının % 38’ini çayır ve otlak alanları meydana getirir. Geniş ot­lak alanlarında sığır, koyun ve domuz beslenir. Özellik­le süt inekleri yetiştirilmektedir. Ülke, özellikle son yıl­larda polderlerden elde ettiği arazileri otlak hâline ge­tirmiştir. Bu alanlarda yetiştirdikleri kızıl renkli inekler­den yılda inek başına 6 ton süt elde etmektedirler. Dünya üretiminin % 45’ini sağlayan, 100'ün üzerinde süt fabrikası bulunmaktadır. Her biri modern bir şekil­de donatılan fabrikaların işleme makinelerinde saatte 4500 şişe süt üretilmektedir. Ayrıca uzun ömürlü paket ve kutu sütler de Avrupa Birliği ülkelerine, Nijerya, Mı­sır gibi Arap ülkelerine ihraç edilmektedir.

Balıkçılık son yıllarda gerilemiştir. Deniz balıkçılığı ya­nında, iç sularda da balıkçılık yapılmaktadır. Balıkçılık­la uğraşanların sayısı çok azdır. Avrupa’da en az or­man topraklarına sahip olan Hollanda’nın, ancak % 7'si ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlardan sağladığı ke­resteler ülke İhtiyacının ancak % 10’unu karşılar.

Hollanda’nın tarım, hayvancılık ve ormancılığa ait genel özellikleri şunlardır:

  • Mevcut tarım alanlarının % 9'u deniz seviyesinin al­tında bulunan arazilerin, yüksek maliyetli setlerle etrafının çevrilmesiyle oluşmuştur.
  • Denizden toprak kazanıp, toprak ıslahına giderek tarımsal alanlarını artırmıştır.
  • İş gücünün % 6’sı tarımda çalışmaktadır.
  • Tarım ürünleri ihracatında Dünya 3. sü, sera seb­zesi üretiminde Dünya 1. sidir.
  • Ülke çapındaki tarımsal alanlar sulama kanalları ile çevrilmiş ve topraklar tarıma uygun hâle getirilerek ıslah edilmiştir.
  • Tarım büyük oranda makineleşmeye dayanmakta­dır. En modern tarım tekniklerinden yararlanılmak­tadır.
  • Tarımsal ürün ihracatı, toplam ihracatın % 20’sinden fazladır.
  • İnek başına aldığı süt miktarı bakımından Dünya’da ilk sıralarda yer alır.

Hollanda Sanayisi

Hollanda yer altı kaynakları bakımından fakir bir ülke­dir. Ülkenin en önemli yer altı kaynakları petrol ve do­ğal gazdır. Çok gelişmiş bir sanayiye sahip Hollanda dışarıdan büyük oranda petrol ve sanayi ham madde­leri alır. Sanayi faaliyetleri II. Dünya Savaşı'ndan sonra gelişme göstermiştir. Ülkede gelişme gösteren başlıca sanayi kolları; elektrik - elektronik, metalürji, Petro- kimya, makine ve gemi yapımıdır. Ülkede iç pazarın çok dar olması nedeniyle birçok Hollanda firması yurt dışında yatırım yapmaktadır.

Hollanda'da Ulaşım

Hollanda'da çok gelişmiş kara ve demir yolu ağı bu­lunmaktadır. Amsterdam hava alanı Avrupa'nın çok önemli hava limanlarındandır. Avrupa’da en yoğun de­niz ulaşım ağına sahip olan Hollanda'da akarsu ve kanallardan oluşan çok uzun bir nehir ulaşım ağı vardır. Rotterdam limanı Dünya'nın en büyük limanı özelliğini taşır.

Hollanda Turizmi

Ülkedeki turizm faaliyetleri daha çok festivaller, fuarlar, çiçek bahçelerini ve tarihî yerleri ziyaret şeklindedir. Tarihî saraylar ve yel değirmenleri ülkenin turistik de­ğerlerindendir. Her mevsim yağışlı bir iklimi olması ne­deniyle deniz turizmi, yer şekilleri ve iklim özellikleri nedeniyle kış turizmi gelişmemiştir.

ALMANYA

Almanya'nın Coğrafî Konumu

Almanya, bir Orta Avrupa ülkesidir. Kuzeyde Danimar­ka, doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, batıda Hol­landa, Belçika, Lüksemburg ve Fransa güneyde ise İs­viçre ve Avusturya'ya komşudur. Geçmişte Federal Al­manya ve Doğu Almanya olarak ikiye ayrılan ülke 3 Ekim 1990 tarihinde birleşerek bugünkü sınırlarına sa­hip olmuştur.

Almanya'da Yüzey Şekilleri

Almanya yer şekilleri bakımından Kuzey Almanya Ovaları, Merkezi Almanya ve Güney Almanya olmak üzere üçe ayrılır.

Almanya'daki Dağlar, Ovalar ve Platolar

Almanya’nın kuzeyindeki ovalarla güneyindeki dağlık arazi arasında Orta Dağ Bölgesi olarak adlandırılan dağ sırası yer alır. Yükseltisi 1000 metreyi aşmayan bu dağlık alan, akarsular tarafından derin vadilerle parça­lanmış plato görünümündedir. Güney Almanya’da ise Alp Dağları'nın uzantısı olan Bavyera Alpleri ile Kara Orman Dağları yer alır. Almanya'nın en yüksek doru­ğunu oluşturan Zugspitze (2963 m) Bavyera Alpleri üzerindedir. Bavyera Alpleri'nin kuzeyinde Bavyera Platosu yer alır.

Almanya’nın kuzeyinde, Baltık ve Kuzey denizlerine doğru alçalan geniş düzlükler yer alır. Bu bölgeye Ku­zey Almanya Ovaları adı verilir. Buzul hareketlerinden çokça etkilenen bu ovalar birçok buzul gölünü de ba­rındırmaktadır. Bu ovaların yüksekliği 50 metreyi geç­mez. Kuzey Almanya Ovaları’nın güney kesimlerinde ise Börde adı verilen töslerden oluşmuş verimli top­raklar bulunur.

Almanya'nın Akarsu ve Gölleri

Almanya’nın önemli akarsularının çoğu Kuzey Denizi’ne dökülür. Bunlardan başlıcaları Ren, Weser ve Elbe nehirleridir. Elbe Nehri Hamburg limanından Kuzey Denizi’ne dökülürken, Weser Nehri Bremen limanın­dan Kuzey Denizi’ne dökülür. Ren Nehri ise Ruhr Havzası’ndan Hollanda’ya girdikten sonra bu ülkeden Ku­zey Denizi’ne dökülür. Kara Orman Dağları'ndan do­ğup Güney Almanya'yı kat ederek Avusturya sınırı içi­ne giren ve daha sonra pek çok Avrupa ülkesini geç­tikten sonra Karadeniz'e dökülen Tuna Nehri, ülkenin güneyi için büyük önem taşımaktadır. Almanya’daki akarsuların çoğu ulaşıma elverişlidir. Göller bakımın­dan ise Almanya toprakları zengin sayılmaz. En büyük gölü İsviçre ve Avusturya sınırında bulunan Konstanz Gölü’dür.

Almanya İklimi ve Bitki Örtüsü

Almanya’nın Baltık kıyıları ile Alp sıradağlarının kuzeye bakan kısımlarında ılıman okyanus iklimi görülür. Bu­ralarda her mevsim yağışlı, kışlar ılık yazlar serindir. Denizden gelen batı rüzgârlarının etkisi hissedilir. Al­manya’nın orta, güney ve doğu kesimlerinde karasal iklim özellikleri görülür. Buralarda kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak geçer. Yağış miktarı daha azdır. İk­lim koşullarının elverişli olmasına bağlı olarak ülkenin 1/3’ü ormanlarla kaplıdır. Alman ekonomisinde orman­cılığın önemi büyüktür. Ülkedeki kâğıt fabrikalarının ham madde ihtiyacı karşılanır.

Almanya'da Nüfus ve Yerleşme

Nüfusu 82 milyonu aşan Almanya’da km2 ye 231 kişi düşer. Ülkede nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu üç ana kuşak vardır. Birincisi Ren Vadisi boyunca Hollan­da sınırından başlayıp Karlsruhe şehrine kadar uzanır. İkincisi Ruhr Havzası’ndan başlar ve kuzeydoğu yö­nünde Hannover'e doğru olan kuşaktır. Üçüncüsü ise Elzebirgeler’in kuzey eteklerinde uzanan Saksonya ke­simidir. Bu sahalarda nüfus yoğunluğu 450 kişiyi ge­çer. Ülkenin güney ve güneydoğu kesimlerinde nüfus yoğunluğu 85 kişiye kadar düşer. Bu durumun nedeni yer şekillerinin engebeli ve iklimin karasal özellik gös­termesidir. Almanya nüfusunun % 9’unu yabancı işçi­ler ve bunların aileleri oluşturur. Almanya'da 3 milyo­nun üzerinde Türk işçisi ve ailesi yaşamaktadır. Türklerin dışında İspanyol, Portekiz, Eski Yugoslavyalı, Yu­nanlı işçiler de yer alır. Almanya’da nüfus artış hızı ol­dukça düşüktür. Doğum oranının düşük olması ve ya­şam süresinin uzamasıyla birlikte Almanya'da yaşlı nüfus oranı sürekli artmaktadır. Almanya nüfusunun % 86'sı nüfusu 2000 den fazla yerleşim birimlerinde ya­şamaktadır.

Almanya'da Tarım ve Hayvancılık

Gelişmiş olan sanayinin yanında tarımsal faaliyetler ikinci planda kalmıştır. Topraklarının 2/3’ü tarımsal fa­aliyetlere ayrılmıştır. Modern tarım yöntemleri uygulan­masına rağmen yetiştirilen ürünler ülke ihtiyacını karşı­lamaz. Başlıca tarım ürünleri; çavdar, patates, buğday, şeker pancarıdır. Ayrıca, kentlerin ihtiyacına yönelik hemen hemen her kentin çevresinde sebze ve meyve üretimine yönelik bahçe ziraatı yapılmaktadır. Sıcaklık değerleri daha yüksek olan Güney Almanya’da bağcı­lık ve tütün üretimi de yapılmaktadır. Hayvancılık ülke­de çok gelişmiştir. Hayvancılık daha çok büyükbaş hayvancılık şeklinde olup, mandıracılık şeklinde yürü­tülür. Süt ve tereyağı üretimi ihtiyaçtan fazladır.

Alman Sanayisi

Sanayi ürünleri üretimi ülke ekonomisinin temelini oluşturur. Millî gelirin yarıdan fazlası sanayi ürünlerin­den elde edilir. Ülke Dünya’nın en güçlü sanayi ülkele­rinden biridir. Ruhr Havzası, Avrupa’nın başta gelen sanayi merkezidir. Sanayinin gelişmesinde Ruhr, Saar ve Aachen’deki kömür yataklarının önemli etkisi ol­muştur. Demir, kurşun, çinko, pirit, tuz ve potas diğer önemli madenleridir. Kuzeybatıda az miktarda petrol ve doğal gaz çıkarılır. Enerji gereksinimini daha çok nükleer santrallerden karşılamaya çalışır. Demir çelik sanayii eski önemini kaybetmesine rağmen, Almanya Dünya’nın en büyük demir çelik üreticilerindendir. Al­manya'da en başta gelen sanayi kollarından birisi de otomotiv sanayisidir. Ülke, Dünya’nın 3. büyük otomo­bil üreticisidir. Otomotiv sanayisinde 1 milyondan fazla insan çalışmaktadır. Kimya sanayi alanında Dünya 2. sidir. Ayrıca tekstil, elektronik, gemi inşa sanayisi çok gelişmiştir.

Almanya’nın genel ekonomik özellikleri şunlardır:

  • Dış ticaret açısından ABD’den sonra Dünya’nın ikinci büyük gücüdür.
  • Ülke içinde bulunan nehir ve kanallardan ulaşımda faydalanma çok fazladır.
  • Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biridir. Uzun yıllar boyunca Türkiye’nin ticaretinde ilk sıra­yı almıştır.
  • Hayvancılık çok gelişmiştir. Özellikle kaliteli sığır cinsleriyle süt üretimi çok fazladır.
  • Kimya, otomotiv, demir - çelik gibi sanayi kolları çok gelişmiştir. Otomotivde Dünya 3. südür. Çalı­şan her 7 kişiden biri otomotiv endüstrisinde yer almakta olup, ihracatın % 40’ı bu sektörden karşı­lanır.
  • Yaşam standartları çok yüksektir. Dış ticareti fazla­lık verir.
  • Çalışanların % 81 'i bir meslek sahibiyken, bunla­rın % 17'si bir üniversite ya da yüksek okul mezu­nudur.
  • Ülke nüfusunun % 9’unu yabancı işçiler ve onların aileleri oluşturur.

Ulaşım

Almanya, Avrupa'daki merkezi konumuyla yük ve yol­cu taşımacılığında uluslararası bir kavşak konumun­dadır. Ülke içi yollar genel olarak kuzey güney doğrul­tusundadır. Almanya, su yollarından en fazla yararla­nan ülkelerin başında gelir. Nehirlerin tamamına yakı­nından ulaşımda yararlanılır. Tuna Nehri dışında Ren ve Elbe akarsularından da ulaşımda yararlanılır. Akar­sular kanal sistemleri ile birbirlerine bağlanmıştır. Avru­pa’nın en gelişmiş otoyol sistemi Almanya'da kurul­muştur. Hava ulaşımı çok gelişmiştir. Büyük şehirlerin tamamında hava limanı bulunur. Demir yolları son de­rece modern ve yaygındır.

Alman Turizmi

Almanya turizm bakımından gelişmiş bir ülkedir. Dünya’da en çok turist gönderen ülkelerden biridir. Almanlar en çok Akdeniz çevresinde yer alan ülkeleri tercih ederler. Almanya aynı zamanda Dünya’nın en çok tu­rist çeken ülkeleri arasında yer alır. Diğer ülkelerden farklı olarak iş turizmi daha fazla gelişmiştir.

NİJERYA

Afrika kıtasının önemli ülkelerinden biridir.

Nijerya'nın Coğrafi Konumu

Güney kıyısı Gine Körfezi'nde yer alan Nijerya, Benin, Nijer, Kamerun ve Çad ile komşudur. Nijerya, esas ola­rak dört coğrafi bölgeye ayrılır; kıyıdaki mangrovlu ba­taklık bölgesi, tropikal ormanlık bölge, Savana bölge­si ve kuzeydeki yarı çöl bölge.

Nijerya'da Yüzey Şekilleri

Nijerya'nın yüzeyinde çeşitli dağ ve platolar bulunmaktadır. Genel olarak kurak bir yer olduğu için çok fazla göl bulunmaz.

Dağlar, Ovalar ve Platolar

Nijerya’nın kuzeyinde, kuzeye ve doğuya doğru gidil­dikçe alçalan plato alanları vardır. Buranın ortalama yükseltisi 1000 metre civarındadır. Doğuda Kamerun
ile sınır oluşturan yükseltisi yer yer 2000 metreyi aşan Kamerun Dağları yer alır. Kuzeydoğu kesiminde Çad Çölü’ne doğru uzanan yarı kurak ve yarı kumlu düz­lükler bulunur.

Ülkenin güneyinde Nijer ile onun kolu olan Benue ır­makları tarafından oluşturulmuş ovalar Nijerya arazisi­nin büyük bir bölümünü oluşturur. Gine Körfezi çevre­sinde Nijer Irmağı’nın oluşturduğu geniş bir delta ova­sı yer alır.

Nijerya Akarsu ve Göller

Ülkenin en büyük akarsuyu Nijer’dir. Batıda Gine'den doğan ırmak, Mali ve Benin'den geçerek Nijerya’ya gi­rer. Nijer’in ana kolu olan Benue Irmağı ise ülkenin di­ğer akarsuyudur. Irmak üzerinde sulama ve enerji amaçlı birçok baraj kurulmuştur.

Nijerya'nın İklimi ve Bitki Örtüsü

Nijerya’nın iklimi kuzeyden güneye doğru çeşitlilik gösterir. Kuzey bölgelerinde kurak bir iklim hakimken güneye inildikçe tropikal iklimin etkisiyle yağış miktarı 4000 mm’ye kadar iner. Ülkede ekvatoral ve sub-ekvatoral karakterli iklim özellikleri görülür. Kuzey bölge­lerde gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı fazla iken, güney bölgelerde sıcaklıklar fazla değişmez. Kuzeyde karasal iklimin özellikleri hissedilir. Buralarda yıllık yağış miktarı 500 mm’ye kadar düşer. Ülkenin ku­zey - güney yönündeki iklim değişmelerine bağlı ola­rak bitki örtüsü de farklılık gösterir. Kıyı şeridi ve Nijer Deltası boyunca mangrov ormanları, nemli tropikal ormanlar, savanlar ve stepler görülür.

Nijerya'da Tarım ve Hayvancılık

Nijerya’da ekonomi daha çok tarıma dayanır. Nüfusun büyük bir kısmı geçimini tarımdan sağlar. Ülke toprak­larının % 25’i tarım yapmaya müsaittir. Nijerya kendi buğday ve pirinç ihtiyacını tam olarak karşılayamaz. Özellikle palmiye yağı, kakao, kauçuk, pamuk, yer fıs­tığı, soya fasulyesi, şeker kamışı üretim ve ihracatında Dünya birincisidir. Tarımsal üretim yöntemleri güneydeki bazı büyük işletmeler dışında ilkel ve geleneksel metotlarla yapılmaktadır. Göçebe hayvancılığın yaygın olduğu ülkede en fazla beslenen hayvanlar keçi, koyun ve sığırdır. Hayvancılık özellikle kuzey bölgesinde büyük önem taşır. Balıkçılık da giderek gelişme gös­termektedir.

Nijerya Sanayisi

1960’lı yıllarda bulunan petrol, Nijerya'nın en önemli yer altı zenginliğidir. Güneyde delta bölgesi, petrol ve doğal gaz yatakları bakımından oldukça zengindir. Ülke Afrika petrol rezervlerinin 1/3'üne sahiptir. Dünya’nın yedinci büyük petrol üreticisi durumunda olan Nijerya’nın ihracatının % 90’dan fazlasını petrol ve yan ürünleri teşkil etmektedir. Petrol ve doğal gaz dışında kuzeydeki Jos Platosu’ndan çıkarılan kalay ve kolumbit de ülke dışına satılır. Kolumbitin Dünya’daki başlıca üreticisi Nijerya’dır. Ülkede sanayi hızla gelişme gös­termekle birlikte hâlen küçük ölçeklidir. Başlıca sanayi kolları dokuma, gıda ürünleri işleme ve petrole dayalı­dır. Bununla birlikte ülke Dünya’nın en önemli kereste ihracatçısı konumundadır. Ülkedeki sanayi kuruluşlarının çoğu Lagos ve çevresinde toplanmıştır. Nehir sula­rından, hidroelektrik santralleri kurmak süreliyle, elektrik enerjisi üretilmektedir. Petrol ve doğal gazdan sonra önemli ihraç ürünlerini gıda maddeleri özellikle kakao meydana getirir. Ayrıca tütün, palmiye ürünleri, yer fıstığı, pamuk ve soya diğer ihraç ürünlerini teşkil eder. Nijerya kauçuk ve hayvan derilerinden de büyük gelirler elde etmektedir.

Nijerya’nın bağımsızlığını kazandığı 1960 yılında ta­rım ekonomi içerisinde önemli bir yer tutmaktaydı. 1966’da petrol ve doğal gazın bulunması ve ekono­mik olarak kullanılması tarım ve geleneksel sanayiyi olumsuz olarak etkilemiştir. Alt yapı hizmetlerinin yetersizliği, enerji azlığı, düşük tüketici gelirleri ve pet­rol dışı sanayi ürünlerindeki düşük kapasite kullanı­mı, ekonomik faaliyetleri engellemektedir. Ekonomideki düzelmeye rağmen petrol sektörü dışındaki ya­tırımlar düşük düzeyde kalmaktadır. Ülkede eğitim seviyesinin düşük olması, yer altı kaynaklarını ham madde olarak ihraç etmesi, kendisinin isteyememesi, nitelikli iş gücünün düşük olması vb. özellikler ül­kenin Dünya’nın en yoksul ülkeleri arasında yer almasına neden olmuştur. Hâlbuki kendi ürünlerini işleyip satabilse, kendi ekonomisini ve sanayisini oluşturabilseydi ekonomik gelişimini tamamlayabilir, halkı daha rahat bir yaşam sürdürebilirdi. Kişi başına düşen geliri de 1000 dolar civarında değil, belki de 20 - 30 bin dolarlarda seyredebilirdi.

Ülkede Ulaşım

Nijerya’da ulaşım ağı oldukça gelişmiştir. Orta ve Ku­zey Nijerya’da genelde kuzey - güney doğrultulu olan kara yolu hatları, güneyde daha karmaşık bir görüntü sergiler. Demiryolu ulaşımı gelişmiştir. Lagos ve Kano hava alanları en işlek uluslararası havalimanlarıdır.

RUSYA FEDERASYONU

Özellikle siyasal denge konusunda önemli bir ülke olan Rusya Federasyonu dünyanın en önemli silah üreticilerinden bir tanesidir. Ülke doğu batı doğrultusunda uzanmış epey geniş bir alana sahiptir.

Rusya'nın Coğrafi Konumu

Rusya Federasyonu, 1991'de SSCB’nin dağılmasıyla kurulmuş, toprak bakımından Dünya'nın en büyük ül­kesidir. Bu kadar geniş olan ülke Asya Kıtası'nın büyük bir bölümüyle, Doğu Avrupa topraklarının bir kısmını kaplamaktadır. Kuzeyinde Kuzey Kutup Denizi; doğu­sunda Pasifik Okyanusu; batısında Estonya, Lltvanya, Beyaz Rusya, Letonya, Ukrayna, Moldova, Baltık De­nizi; güneyinde Kazakistan, Moğolistan, Çin, Gürcis­tan, Azerbaycan, Hazar Denizi, Kuzey Kore ve Karade­niz yer alır.

Rusya'nın Yüzey Şekilleri

Rusya Federasyonu yüz ölçümü olarak çok büyük bir devlet olduğundan ülkede birçok yüzey şekli bulunur.

Rusya'da Dağlar, Ovalar ve Platolar

Rusya, yer şekilleri yönüyle sade olup plato, ova ve bataklıklar geniş yer kaplamaktadır. Gürcistan ile do­ğal sınırı oluşturan Kafkas Dağları, Asya ve Avrupa kı­talarını birbirinden ayıran Ural Dağları ile Sayan Dağ­ları ve Verhovan başlıca dağları arasındadır. Ülke yüz ölçümünün büyük bölümünü ova ve platolar oluştur­maktadır. Batı Sibirya Ovası Asya Kıtası'nın en büyük ovasıdır. Batı Sibirya Ovası’nın büyük bölümü bataklık­larla kaplıdır. Ülkenin diğer bir önemli ovası ise baş­kent Moskova'nın da içinde yer aldığı Doğu Avrupa Ovası’dır. Ülkenin kuzeyinde Orta Sibirya Platosu ile Doğu Sibirya Platosu yer almaktadır. Bu iki plato Lena Nehri ile birbirinden ayrılmıştır. Orta Sibirya Platosu Asya Kıtası'nda en az yükseltiye sahip platolar arasın­dadır.

Rusya Federasyonu'ndaki Akarsu ve Göller

Rusya Federasyonu, akarsu ve göller bakımından ol­dukça zengin bir ülkedir.. Avrupa topraklarında bulu­nan başlıca nehirleri Volga, Don ve Dinyeper'dir. Si­birya bölgesindeki nehirleri ise Obi, Yenisey ve Lena’dır. Güneyde yer alan Volga, Hazar Denizi’ne dö­külür. Lena, Yenisey, Obi ve Volga nehirleri, ülkeyi ku­zeyden güneye kesen, su kapasiteleri en fazla olan dört büyük nehirdir. Baykal, Ladoga, Onega başlıca gölleridir. Baykal Gölü, 1285 metre derinliği ile Dünya’nın en derin gölüdür. Göl, 24 000 km3 tatlı su kapa­sitesi ile Dünya’nın en önemli tatlı su kaynakları arasın­da yer alır. Ayrıca Rusya Federasyonu'nun Dünya'nın en büyük gölü olan Hazar Gölü’ne de kıyısı vardır.

Rusya'nın İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkede kutup, tundra, sert karasal ve step olmak üzere dört iklim tipi görülmektedir. Rusya’nın büyük bir kesiminde sert karasal iklim özellikleri hakimdir.

Dünya’nın en geniş yüz ölçümüne sahip olan ülkede, bitki örtüsünün kuzeyden güneye gidildikçe sınırları kesin çizgilerle belirlenecek şekilde değiştiği görülür. Kuzey kıyılarında tundralar bir kuşak meydana getirir. Bunun alt kesiminde, Baltık Denizi’nden Büyük Okyanus’a kadar iğne yapraklı ağaçlardan meydana gelmiş tayga ormanları yer alır. Tayga ormanları Dünya'daki ormanların yaklaşık 1/3'ünü oluşturur. Bunu takip eden diğer bir kuşak ise steplerdir. Bundan sonra kar­ma orman kuşağı gelir. Güneye gidildikçe iklim şartla­rının etkisiyle bitki örtüsü oldukça fakirleşmeye ve yarı çöl hâlini almaya başlar.

Rusya'da Nüfus ve Yerleşme

İklim koşulların elverişsiz olması nüfus dağılışını olum­suz etkilemiştir. Yer şekilleri çoğu yerde elverişli olma­sına rağmen soğuk iklim koşulları çoğu yerde insan yaşamını olumsuz etkilemiştir. Nüfus yoğunluğu çok azdır. Ülkede çok farklı etnik kimlik yer almaktadır. Bunlar içerisinde en fazla olanı Ruslardır. Ülkede nü­fusun yaklaşık % 75’i kentlerde yaşamaktadır. 145 mil­yonluk nüfusuyla ülke, nüfus bakımından Dünya’nın en kalabalık sekizinci ülkesi konumundadır. Ortalama ömür erkeklerde 62, kadınlarda 72’dir.

Rusya'da Tarım ve Hayvancılık

Ülke geniş topraklara sahip olmasına rağmen, iklim koşullarının elverişsizliği ve bataklık alanların genişliği nedeniyle tarım fazla gelişmemiştir. Çalışan nüfusun ancak % 10’u tarımda yer alır. Rusya’da tarıma ayrılan alanların % 60'ında buğday, arpa, çavdar, yulaf yetişti­rilmektedir. iklim koşullarının elverişli olduğu alanlarda ayçiçeği, keten, patates, şeker pancarı ve çeşitli mey­veler yetiştirilmektedir. Avrupa kısmında sığır yetiştirici­liği yaygınken, Asya kısmında koyun yetiştiriciliği yay­gındır. Rusya gıda ihtiyaçlarının ancak % 35'ini yerli üretimden karşılamaktadır. Geri kalan kısmını ithalat yoluyla karşılamaktadır.

Ülkenin yıllık tahıl üretimi 100-120 milyon ton arasın­da değişmektedir. Ormancılık ve balıkçılık gelişmiştir. Ülke Sibirya’daki tayga ormanlarında Dünya kereste rezervinin % 25'ine sahiptir. Ülkede balıkçılık gelişmiş­tir. Norveç, Japonya ve ABD gibi ülkelerle yarışacak çapta büyük balık tekneleri vardır.

Rus Sanayisi

Rusya, doğal kaynaklar bakımından Dünya’nın en zengin ülkelerinden biridir. Ülke; petrol, doğal gaz, kö­mür gibi enerji kaynakları ile boksit, bor, altın, elmas, platin, fosfat, krom gibi madenler bakımından da çok zengindir. Ayrıca nükleer ve hidroelektrik üretiminde Dünya'da beşinci sıradadır. Ülke orman arazisi geniş­liği yönüyle Dünya’nın en zengin ülkelerinden biridir. Aynı şekilde tatlı su kaynakları yönüyle de Dünya'nın önde gelen ülkelerinden biridir.

Rusya ekonomisinin temelini petrol ve doğal gaz oluş­turmaktadır. Tundra tayga kuşağı olarak adlandırılan Rusya Federasyonu’nun % 70'den fazlasını oluşturan kuzey bölgeleri petrol, doğal gaz, kömür, altın, keres­te, tatlı su kaynakları ve hidroelektrik enerji potansiye­li bakımından zengindir.

Ülke Avrupa'da hidroelektrik enerji potansiyeli bakı­mından ilk sırada yer alır. Rusya doğal gaz rezervleri­nin büyüklüğü bakımından Dünya'da ilk sırada yer al­maktadır. Rusya'nın ihraç ettiği doğal gaz bölgesel ve uluslararası sorunlara da neden olmaktadır. Özellikle bazı ülkelerle Rusya arasında doğal gaz bedelleri ödenmesi konusunda anlaşmazlıklar olmaktadır.

Rusya, Dünya petrol üretiminin yaklaşık % 10’unu ger­çekleştirmektedir. Rusya'daki petrol rezervlerinin % 80’i Sibirya’da, % 20’si Ural ve Volga gibi bölgelerde bulunmaktadır. Rusya, Suudi Arabistan’dan sonra Dünya'nın ikinci büyük petrol ihracatçısıdır. Bu neden­le Dünya petrol piyasalarında meydana gelen değiş­meler Rusya ekonomisini önemli ölçüde etkilemekte­dir. Rusya kömür rezervleri bakımından da oldukça zengindir. Kömür üretiminde Dünya'da üçüncü sırada yer almaktadır.

Rusya, sanayisi gelişmiş ülkeler arasında yer alır. Baş­lıca sanayi kolları demir çelik, makine, makine aletleri, çimento, kâğıt, kimyevî maddeler ve otomobildir. Rus­ya aynı zamanda G8 olarak bilinen Dünya’nın en fazla gelişmiş ülkeleri arasındadır. Kişi başına düşen gelir her geçen gün artmaktadır. Doğal kaynaklarını ekono­mik gelişime dönüştürebilmektedir.

Rusya'da Ulaşım

Gelişmiş bir ulaşım şebekesine sahip olan Rusya’da demir yolu ulaşımı kara yolu ulaşımına göre daha faz­la gelişmiştir. Deniz ve hava ulaşımı da oldukça ileri seviyededir.

Rus Turizmi

Rusya, Dünya’nın en fazla gidilen ülkeleri arasında yer alır. Rusya’ya giden turistler en fazla başkent Mosko­va'yı ziyaret etmektedir.

Rusya gerek yer altındaki, gerekse yer üstündeki doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırarak gelişi­mini tamamlamış ülkeler arasında yer alır. Ülkenin gün geçtikçe küresel ve bölgesel etkisinin artması bunun göstergesidir. Ülke gerektiğinde doğal kay­naklarını başka ülkelere karşı bir silah gibi kullanabil­mektedir. Özellikle uluslararası ilişkilerde sahip oldu­ğu doğal kaynakları ve bu kaynakların kontrolünü çok iyi bir şekilde kullanmaktadır.

JAPONYA

Japonya çok önemli bir Uzakdoğu ülkesidir. Ürettiği teknoloji ile dünya ekonomisinde çok önemli bir paya sahiptir.

Japonya'nın Coğrafi Konumu

Japonya, Büyük Okyanus’ta dört büyük ada ile yakla­şık 3900 küçük adadan oluşan bir ülkedir. Dört büyük ada ülkenin % 97’sini oluştururun Bu adalar güneyden kuzeye doğru Kyuşu, Şikoku, Honşu ve Hokkaido’dur. Ülke Asya’nın doğu kenarı boyunca bir yay oluşturacak şekilde, kuzeydoğudan güneybatıya uza­nan dağlık bir takımada grubu üzerinde yer alır. Ülke­nin kıyılarının uzunluğu yaklaşık 27 350 km’dir. Ülkenin adalardan oluşması, Japonların izole olmasında ve kendi uygarlıklarını geliştirebilmelerinde etkili olmuş­tur. Japonlar, diğer kültürlerden fazla etkilenmemiştir.

Yüzey Şekilleri

Dağlar ve Ovalar

Japonya oldukça dağlık bir ülkedir. Ülke arazisinin yaklaşık % 70'i dağlardan oluşur. Japonya'yı oluşturan adalar içinde en yüksek zirveler ve en dağlık yerler Honşu Adası'ndadır. Burası Japonya'nın çatısı konu­mundadır. Dağların zirvesinin 3000 metreyi geçtiği yer­ler bulunur. Örneğin Fuji Dağı 3376 metredir. Ülke dağlık ve engebeli olduğu için ovaların kapladığı alan azdır. Ülkenin % 21 'ini ovalar oluşturur. Ovalar da daha çok kıyı kesimlerde toplanmıştır. Başlıca ovaları; Tokyo ko­yu çevresindeki Kanto Ovası ile Sendai, İşikari ve Toyoma ovalarıdır.

Japonya'da çok sayıda volkanik ada vardır. Dünya’da- ki aktif volkanların 1/7'sine yakını Japonya’da yer alır. Japonya volkanik olaylarla birlikte, Dünya’nın sismik açıdan en aktif bölgelerinden biridir. Depremler sık ve şiddetli olarak görülür. Çoğu küçük alanları etkilese de yılda ortalama 1500’e yakın deprem kaydedilir. Vol­kanlar ve depremlerle birlikte Japonya'da tayfunlar da doğal afetler içinde gösterilebilir.

Akarsu ve Göller

Japonya'daki akarsuların boyu kısa, akışı hızlı ve hid­roelektrik enerji potansiyeli fazladır. Akarsuların bu özellikleri üzerinde arazinin engebeli ve yüksek olma­sının etkisi fazladır. Akarsuların akımları nisan ve eylül aylarında en yüksek seviyeye ulaşır. Başlıca akarsula­rı Tone ve Shinano'dur. Japonya, göl bakımından zengin bir ülkedir. Göllerin sayısının yaklaşık 600 civa­rında olduğu sanılmaktadır. Göllerin büyük bir kısmı volkanik kökenlidir. Ülkenin en büyük gölü Biwa’dır.

Japonya İklim ve Bitki Örtüsü

Japonya'da muson iklimi hakimdir. Ancak, enlem ve yükselti farklılığına bağlı olarak sıcaklık ve yağış mik­tarlarında büyük farklılıklar ortaya çıkar. Kuzeydeki

Hokkaido Adası ile Honşu Adası’nın kuzey kesimlerin­de, Oya Şivo soğuk su akıntısı ve Sibirya üzerinden gelen soğuk hava kütlelerine bağlı olarak kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Güneye doğru gidildikçe kışlar ılımanlaşır, yüksek yerler dışında kar yağışı gö­rülmez.

Yazlar sıcak ve yağışlı geçer. Yaz musonları sayesinde bol yağışlı mevsimler yaza denk gelir. Sıcaklık ve yağış miktarları kuzeye doğru azalır. Ülkenin iç kısımlarında şiddetli rüzgârlar (tayfun) ve sağanak yağışlar görülür.

Japonya’da çok zengin bitki örtüsü vardır. Bunun ne­deni ülkede hakim olan ılıman ve bol yağışlı iklimdir. Ayrıca, ülkenin kuzey güney yönündeki enlem farkının fazla olması bitki çeşitliliğinin fazla olmasında etkili ol­muştur. Ülke topraklarının % 65'i ormanlarla kaplıdır. Bu ormanların da yaklaşık % 40’ı insanlar tarafından ağaçlandırılarak oluşturulmuştur.

Japonya, orman bakımından çok zengin olmasına rağmen ağaç ithal etmektedir. Bu durumun nedeni ağacın kullanım alanının eskiye göre artmasıdır. Ağaç eskiden yalnızca inşaatlarda kullanılırken, gü­nümüzde kâğıt ve mobilya gibi sektörlerde de kulla­nılmaktadır. Bu nedenle ülkenin ağaç ihtiyacı üreti­minden fazla olmaktadır. Kereste ithalatı petrolden sonra ikinci sırada yer alır.

Japonya'da Nüfus ve Yerleşme

Japonya Dünya’nın en kalabalık ülkelerinden biridir. Yüz ölçümü küçük olmasına rağmen, nüfusu çok faz­ladır. Ülkede yaklaşık 127 milyon insan yaşar. Japon­ya, Dünya’nın en yoğun nüfuslu ülkeleri arasında yer alır. Km2 ye 338 kişi düşmektedir. Topraklarının % 70’ten fazlasının yerleşime elverişli olmayan dağlık alanlardan oluşması nüfusun ovalarda, alçak düzlük­lerde ve kıyılarda toplanmasına yol açmıştır. Ülke nü­fusunun en önemli özelliklerinden birisi türdeş yapıda olmasıdır. Ülke bir uçtan bir uca şaşırtıcı benzerlik gös­terir. Bu benzerlikte tarihi ve geleneksel bağların etkisi fazladır.

Ülke nüfusunun yaklaşık % 79’u şehirlerde, % 21 'i kır­sal alanda yaşamaktadır. Eski başkent Kyoto hariç nü­fusu 1 milyonu geçen şehirlerin hepsi kıyıda, özellikle güneyde koylar çevresinde yer alır. Başlıca şehirleri Tokyo, Kavasaki, Yokohoma, Osaka, Kobe ve Nagoya'dır.

Japonya’nın nüfus yapısındaki değişimlerle birlikte or­talama ömür süresinde dikkate değer bir artış olmuş­tur. Günümüzde ortalama ömür kadınlarda 84, erkek­lerde 77’dir. Bu durum; gelişmiş sağlık hizmetlerine, taze sebzelerin ve balığın ağırlıkta olduğu beslenme tarzına ve yaşam koşullarına bağlıdır.

Japonya Tarım ve Hayvancılığı

Yer şekillerinin engebeli olması nedeniyle, topraklarının ancak % 13’ü tarıma uygundur. Modern yöntemle­rin kullanılması ve her karış toprağın işlenmesine rağmen, nüfusun fazla olmasından dolayı tarımsal üretim ülke ihtiyacını karşılamaz. Bu nedenle ülke tarımda dışa bağımlıdır. Dünya’nın en çok tarımsal ürün ithal eden ülkelerinden biridir. Tarım alanlarının darlığı, mo­dern yöntemlerle tarımın yapılmasını zorunlu kılar. Tarım makineleri, ekim yöntemleri ve gübreler sayesinde dar alanda ülkenin toplam sebze ve meyve ihtiyacının yaklaşık yarısı üretilir. Özellikle yeni teknolojilerin bu başarıdaki etkisi fazladır. Japonya’da bazı tarım ürün­leri, toprak olmaksızın (hidrofonik yöntem) üretilmektedir. Topraklarının büyük bölümünde pirinç üretilir. Bunun yanında buğday, arpa, şeker pancarı, şeker ka­mışı, sebze ve meyve diğer önemli tarım ürünleridir. Bir miktar çay ve tütün de yetiştirilmektedir.

Japonya'da teknoloji tarımda yaygın olarak kullanıl­maktadır. Özellikle genetik mühendisliği tarımda yaygın olarak kullanılmaktadır. Genetik mühendisle­ri, ürünün daha az zahmet ve masrafla daha sağlıklı olması yönünde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

Otlakların azlığı nedeniyle büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği küçük çapta yapılır. Hayvansal ürün ihtiyacı daha çok ithalatla karşılanır. Japonya’yı çevreleyen denizlerin balık bakımından zengin olması, eskiden beri balıkçılığı önemli hâle getirmiştir. Japonların beslenmesinde deniz ve deniz ürünleri önemli bir yer tutar. Bu durum, balıkçılığı Japonya’da önemli bir sektör hâline getirmiştir. Son derece mo­dern yöntemlerle yapılan açık deniz balıkçılığı sayesinde ülke, avlanan balık miktarı açısından ilk sıralar­da yer alır. Balıkların toplam beslenme içindeki yeri fazladır. Tüketim çok fazla olduğundan zaman zaman balık ithal edilmektedir.

Japonya Sanayisi

Japonya, II. Dünya Savaşı sonunda nüfus ve iş gücü kaybına uğrarken ekonomik olarak da büyük bir dar­be almıştır. Hiroşima ve Nagazaki şehirleri atom bom­basının etkisiyle çorak ve boş arazilere dönüşmüş, sa­nayi tesisleri, elektrik santralleri, tersaneler ve ulaşım ağları tümüyle tahrip edilmişti. Japonya savaştan 40 yıl gibi kısa bir süre içinde tüm kayıplarını telafi ettiği gibi, yeni ve güçlü bir ekonomi kurmayı başararak Dünya'daki en ileri teknolojiye sahip ülkelerden biri ol­muştur. Günümüzde Japonya, ABD ve Almanya’dan sonra Dünya’nın 3. büyük ekonomik gücüdür.

Japonya, birçok sanayileşmiş ülkeden farklı olarak sa­nayinin gelişmesini destekleyecek ve onun ihtiyaçları­nı karşılayacak enerji kaynakları ve madenlerden yoksun bir ülkedir. Bu nedenle de ithal ham maddelere bağımlılığı yüksektir. Günümüzde kömür, petrol, doğal gaz ve demir cevheri ile buğday, pamuk ve kereste gibi temel ham maddelerin % 90'dan fazlasını ithalat yoluyla karşılar. Bundan dolayı temel ham maddeler için Dünya pazarlarında rekabet etmek zorunda kalmakta ve uluslararası ticarette meydana gelebilecek bir karışıklık ya da kopukluktan kolaylıkla etkilenebilmektedir. Onun için Japonya, ham madde ithal ettiği ülkelerle ekonomik ve politik açıdan sıkı bir ilişki kurmuştur.

Japonya’da, çeşitli maden yatakları bulunmakla birlik­te çoğunun rezervi sınırlıdır. Onun için ülke yer altı kaynakları bakımından fakirdir. Sanayi için gerekli olan madenler ve enerji kaynaklarının yalnızca küçük bir bölümü ülke içinden karşılanır. Ülkedeki en önemli yer altı kaynağı linyittir. Kömür, bakır, cıva, nikel, tungsten, gümüş, altın ve kükürt en önemli madenlerdendir.

Ülke enerji ihtiyacının büyük bir kısmını petrolden elde etmektedir. Çok az bir kısmını yerel olarak üretebil­mektedir. 1955 yılına kadar en önemli enerji kaynağı kömür iken, günümüzde petroldür. Ülkede küçük ya­taklar hâlinde petrol olsa da petrol ürünlerinin tamamı­na yakınını Endonezya ve Suudi Arabistan’dan ithal eder. Ülke enerji kaynaklarına olan denizaşırı bağımlı­lığı azaltabilmek için bazı siyasi girişimlerde bulun­maktadır.

Önceleri ağır sanayiye ağırlık veren ülke, günümüzde ham madde ve enerji ihtiyacını azaltmak için hafif sa­nayiye yönelmiştir. Sürekli yeni teknolojiler kullanarak sanayi mallarının kalitesini ve rekabet gücünü artır­makta ve Dünya pazarlarını elinde tutmaktadır. Günü­müzde elektrik, elektronik, optik alet ve makine üreti­minde Dünya’da birinci, demir çelik sanayisinde ikinci sırada yer alır. Güneydoğu Asya ülkeleriyle ucuz işçi­likte rekabet edemediği için, tekstil sanayisi fazla ge­lişme gösterememiştir. Japonya’da otomotiv sanayisi çok ileridir. Yılda 10 milyon otomobil ve 3,5 milyonun üzerinde çeşitli ticari araç üretmektedir.

Japonya'da sanayi tesislerinin büyük çoğunluğunun dar kıyı şeritlerinde toplanmasının nedenleri; ham madde alımlarının kolaylıkla sağlanması ve üretilen malların Dünya pazarlarına gönderilmesidir. Dünya’nın her yanına ihracat yapan Japonya'nın en çok ticaret yaptığı ülke ABD’dir. Almanya, Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong diğer ticaret yaptığı ülkelerdir. İthalat mal­ları arasında ağırlığı ham madde, gıda maddeleri ve petrol oluşturur.

Dış ticareti fazlalık veren Dünya’nın ender ülkelerinden biridir. Ülkenin yılda yaklaşık 100 milyar dolar ticaret fazlası vardır. Ülkenin Türkiye ile olan kültürel ve ticari ilişkileri oldukça iyi düzeydedir. Japonya'dan başta çeşitli makineler olmak üzere otomobil, gemi, televiz­yon, video, fotoğraf makinesi ve kimyasal maddeler satın almaktayız. Bunun karşılığında Japonya’ya tü­tün, çimento, fındık, balık, hazır giyim ürünleri, halı ve çeşitli gıda maddeleri satarız.

Japonya'da Ulaşım

Japonya’da ulaşım çok gelişmiştir. Ülke'de en fazla gelişen demir yolu ulaşımıdır. Tamamı elektrikli olan hatlarda hızlı trenler çalışır. Hızlı trenlerin saatteki hızı 300 km’yi bulur. Kara yolları da modern olup, çoğun­luğu oto yollardan oluşur. Büyük Japon adaları dev köprüler ve tünellerle kara yoluyla birbirine bağlanmış­tır. Her kilometre kare araziye yaklaşık üç kilometre yol düşmektedir. Bu değer, Fransa ve İngiltere’nin 2, ABD'nin 4,5 katıdır. Kara yolları yalnızca uzunluk ola­rak değil, alt ve üst yapılarıyla da üstündür.

Japonya’da çok sayıda uluslararası hava alanı bulun­maktadır. Ülkenin bir ada devleti olması, hava ulaşımı­nın dış dünyayla bağlanmasında çok önemlidir. Japonya, Dünya hava ulaşımında kavşak noktasıdır. Tokyo ve Osaka gibi dev hava alanları ile Dünya'nın her tarafıyla bağlantı sağlanır. Deniz yolu da önemli ulaşım araçlarından biridir. İrili ufaklı binlerce adayı birbirine bağlamakta deniz ulaşımının önemini kavrayan ülke, teknolojinin son ürünlerini bu alanda da kullanmaktan geri kalmamıştır.

Japon Turizmi

Japonya, doğal güzellikleri ve ilginç kültürel yapısıyla görülmeye değer bir ülkedir. Japon halkının gelenek­sel ev tipleri, bahçeleri, tapınakları, sarayları, Buda heykelleri kültürel zenginliklerini oluşturur. Jeolojik ya­pısına bağlı olarak kaplıcaların ve volkanik dağların fazla olması, Japonya’yı turizm açısından çekici hâle getirmiştir.

Japonya'da turizmi dört mevsim canlı tutan organizas­yonlar yapılır. Her yıl kış aylarında Hokkaido Adası’ndaki Sappora’da yapılan kar festivaline 2 milyona yakın insan katılmaktadır. İlkbahar mevsiminde ise çiçek festivalleri yapılır. Çiçek festivallerine her yıl binlerce insan katılarak sergilenen çiçekleri ilgiyle izler. Yaz aylarında ise havai fişek gösterileri ve festivaller dü­zenlenir. Her yıl milyonlarca insan tarafından izlenen havai fişek gösterileri Tokyo’da bulunan Sumida Nehri'nde yapılmaktadır.

Japonya, kişi başına düşen yıllık gelirin fazla olması ve önemli miktarda bütçe fazlası olması nedeniyle, den­geyi sağlamak amacıyla ülke dışına turizm seyahatleri düzenlemektedir. Devlet, bizzat insanları telkin ve teş­viklerle kendi ülkelerinde olduğu kadar yurt dışına se­yahat yapmaya özendirmektedir. Bu nedenle yurt dışına turist olarak giden insan sayısı, Japonya’ya gelen turist sayısına göre çok fazladır. Günümüzde, Dünya turizmine en çok katılan uluslar arasında Japonlar yer alır.

İNGİLTERE

İngiltere çok önemli bir Avrupa ülkesidir. Sanayisi, siyasal etki gücü ve ekonomisiyle hala dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır.

İngiltere'nin Coğrafi Konumu

Avrupa'nın kuzeybatısında yer alır. Kuzeybatısı ile gü­neybatısında Atlas Okyanusu, batısında İrlanda, doğu­sunda Kuzey Denizi ile güneyinde Manş Denizi yer alır. İngiltere’yi oluşturan adalar topluluğunun en büyüğü olan Britanya Adası ile Kuzey İrlanda ülke topraklarının tamamına yakınını meydana getirir. Ülke Dover Boğa­zı ile Avrupa anakarasına bağlanır.

Yüzey Şekilleri

Yüzey şekilleri bakımından karmaşık bir özellik gösteren ülke, kuzeyde Dağlık İskoçya Bölgesi, güneybatıda Galler Bölgesi, güneyde alçak alanlar olarak üç bölümde incelenebilir.

Dağlar ve Ovalar

Ülkenin kuzey, orta ve güneybatı bölümleri dağlıktır. Dağlar, I. jeolojik zamanda oluşmuş yaşlı kütleler olup, yükseltileri genellikle 1000 metreyi geçmez. İngiltere’nin kuzey kesimleri IV. zamanda buzullaşmaya uğ­ramıştır. Buzulların oluşturduğu vadilerin ve alçak tepelik alanların suların altında kalması sonucu kıyıda yüzlerce koy, körfez ve ada meydana gelmiştir.

Ülkenin başlıca dağları; Higlands ve Grampien, Pennie, Cambrian dağlarıdır. Ülkedeki en yüksek zirve Grampien Dağları üzerinde yer alan Ben Nevis Doruğu(1343 m)’dur. Ülkenin doğu ve güney kesimleri çoğunlukla alçak ovalardan oluşur. Doğudaki bataklık alanlar kurutularak tarım alanı hâline dönüştürül­müştür.

Akarsu ve Göller

Ülkenin yüz ölçümünün küçük olması ve doğu batı yö­nünde daralması nedeniyle kısa boylu akarsular bulunur. En önemli akarsuları Thames ve Savern nehirleridir. Akarsuların rejimleri genellikle düzenlidir. Bunda ılıman okyanus ikliminin etkisi fazladır. Ülkede büyük göller yoktur.

İngiltere'nin İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülke, ılıman okyanus ikliminin etkisindedir. Kışlar ılık, yazlar serin ve her mevsim yağışlı geçer. Gulf Stream sıcak okyanus akıntısı ülke iklimini ılımanlaştırmıştır. Orta kuşağın kuzey kesimlerinde yer almasına rağmen kış sıcaklık ortalamaları fazla düşük değildir. Batı rüzgârlarının etkisiyle her mevsim nemli ve yağışlıdır.

Her mevsim nemli ve yağışlı bir iklimin görülmesi, doğal bitki örtüsünün ormanlardan oluşmasına neden olmuştur. Ormanların bir kısmı günümüzde otlaklara ve tarım alanlarına dönüştürülmüştür.

Nüfus ve Yerleşme

İngiltere Dünya’nın yoğun nüfuslu ülkeleri arasındadır. Ülkede nüfusun dağılımı dengesizdir. Nüfusun dağılışı üzerinde doğal koşullar ile sanayi faaliyetleri etkili olmuştur. Nüfusun % 90'ı kentlerde yaşar. Yıllık nüfus artış hızı diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi düşüktür.

İngiltere Tarımı ve Hayvancılığı

Ülke topraklarının % 75’i tarıma elverişlidir. Ancak ta­rımda çalışan nüfus çok azdır. Çalışan nüfusun yaklaşık % 4'ü tarımda yer alır. Tarım yöntemleri çok gelişmiş olup, modern teknoloji sayesinde üretim fazladır. Ülkenin tarımsal ihtiyacının yarısından fazlasını karşılar. Ülkede en çok yetiştirilen ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, yulaf ve patatestir. Bağcılık ve sebze üretimi de yapılmaktadır. Hayvancılık faaliyetlerinde de modern yöntemler kullanılır. Otlaklarda yaygın olarak yapılan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık daha çok süt hayvancılığı şeklinde yapılır. Adalar ülkesi olması ve açık denizlere kıyı olması nedeniyle balıkçılık gelişmiştir.

İngiltere Sanayisi

Dünya’da sanayileşme sürecini ilk yaşayan ülke, İngil­tere'dir. Bu nedenle ülke başta Avrupa Kıtası olmak üzere Dünya’da sanayinin gelişimine öncülük etmiştir. İngiltere'nin sanayileşme sürecinin birçok Avrupa ülkesine göre önce başlamasında çeşitli faktörlerin etkisi vardır. Bu etkilerden başlıcalar şunlardır;

  • Ülkenin Avrupa ana karasına göre daha özgür bir ortama sahip olması. Bunun sonucu birçok bilim, sanat ve fikir adamının bu ülkeye yerleşmesi ve mesleğini özgürce icra etmesine zemin hazırlan­ması
  • Sanayi için gerekli en temel ham maddeler olan kömür ve demir yönünden zengin yer altı kaynak­larına sahip olması
  • 19. yüzyıl başlarına kadar Avrupa’da görülen dere­beylik mücadelesi, mezhep farkı huzursuzlukları, savaşlar gibi siyasal rahatsızlıklardan hiç etkilen­memiş ve siyasi istikrarını erken sağlamış olması
  • Sahip olduğu deniz gücü sayesinde coğrafi keşif­ler sonrasında, doğal kaynaklar bakımından zen­gin olan birçok ülkeyi sömürgeleştirmesi. Bu ülke­lerin doğal kaynaklarını önce yelkenli gemilerle da­ha sonra buharlı gemilerle ülkesine aktarması
  • Bir ada devleti olan ülkenin, Avrupa ana karasına göre elverişli coğrafi konuma sahip olması
  • İngiliz donanması ve güçlü ticaret filolarının, taşı­macılığı kolaylaştırması
  • Parlamentonun, kapitalizmin ilkeleri doğrultusun­da iç piyasada özgür rekabeti önleyici bütün en­gelleri kaldırması

İngiltere’yi Dünya’nın sanayi merkezi hâline getiren ilk yenilikçi değişmeler pamuklu dokuma ve demircilik alanında olmuştur. Sanayi Devrimi’nin temel itici gücü ise pamuklu dokuma sanayisidir. Dokuma, yüzyıllar­dan beri İngiliz millî üretiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktaydı. Sanayi Devrimi öncesi yünlü dokuma İngiltere'nin üstün olduğu alanlardan biriydi. Pek çok İngiliz ailesi yünlü dokumadan kazandığı tecrübeyi pamuklu dokuma sanayisine aktarmıştır.

İngiltere’nin Sanayi Devrimi’nin beşiği olmasının nedenleri; Sanayi Devrimi’ni hızlandıracak icatların, teknik buluşların, Birleşik Krallıkta gerçekleşmesi, siyasi, ekonomik ve sosyal avantajların bulunmasıdır. Günümüzde pek çok icadın İngiltere patentli ol­masının nedenleri arasında Sanayi Devrimi’nin bu ülkede gerçekleşmesinin etkisi fazladır.

İngiltere'de eskiden elle ya da ayakla çevrilen bir tekerlekten meydana gelen iplik yapma makinesi kulla­nılıyordu. 1764 yılında Hargreaves iplik yapma makinesini icat etti. Bu icatla birlikte dokuma önemli bir uğraş hâline geldi. 1769’da Akrwright su gücü ile işleyen iplik makinesini icat etti. Bu makineyle ilk kez dayanıklı pamuk ipliği üretildi ve bundan yeni bir ürün olan İngiliz kumaşı üretildi. Hargreaves’in makinesinden farklı olarak su gücü ile işleyen bu makine, daha sonraları buhar gücüyle de işletildi. Buhar gücü, su gücünün olmadığı yerlerde de dokuma fabrikalarının kurulması­nı sağladı. Manchester, fabrikaların çoğalmasıyla ilk sanayi şehri olarak ortaya çıktı.

Sanayi Devrimi’nin ilk aşamasında buhar, kömür ve demirin ortak kullanımı demir yolu çağını da açmıştır. Kömür yalnızca demir yollarında çalışan araçlara güç sağlamakta kalmamış, aynı zamanda demir yolları ile kömür çok uzaklara götürülmüştür. Böylece İngiltere'de kömürle çalışan makinelerin bulunduğu fabrikalar hem büyümüş hem de uzak yerlere kadar yayılmıştır.

İngiltere, Sanayi Devrimi’ne 6 milyon nüfusla girmişti. 80 yıl sonra nüfus 14 milyona ulaşmıştı. Yüzyıldan da­ha az bir sürede nüfusun iki katından fazla artması sa­nayi öncesi ülkelerde karşılaşılan bir durum değildi. Artan doğum oranının asıl sebebi erken evlilikler ve fazla çocuk sahibi olma isteğiydi. Doğumlar, yeni kurulan fabrikalarda çocuk iş gücüne olan talep yüzündendi. 1795 yılından sonra hükümetin çocuk sayısına göre aile yardımını artırması, teşvik primi uygulanması çocukları her zamankinden önemli hâle getirmiştir. Sa­nayi Devrimi ile birlikte görülen sosyoekonomik geliş­meler tıp alanında da kendini göstermiş, çocuk ölüm­leri azalmıştır. İngiltere'deki sanayileşme şehirleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Köylüler yavaş yavaş köy­lerini terk ederek fabrikalarda çalışmak üzere şehirlere göç etmişlerdir.

İngiltere nüfusunun, 1700’lü yıllarda % 25’inden azı şehirlerde yaşıyordu. 1850'li yıllardan başlayarak çe­kim merkezi maden kömürü yataklarında yer alan sanayi merkezlerine doğru kaymaya başladı. Doğal ola­rak en çekici olanlar, Manchester ve Liverpool’daki do­kuma tesisleri ve Penine Dağları kenarında yer alan maden yataklarıydı. 1800 ile 1900 yılları arasında şe­hirde yaşayanların oranı % 27’den % 64’e yükselmiş ve İngiltere nüfusunun yarıya yakını sanayileşmiş böl­gelerde yaşamaya başlamıştı. Kırsal alanlardan şehir­lere doğru olan bu göç, İngiltere’yi tarım ülkesinden sanayi ülkesi hâline getirdi. Artan sanayi tesisleri, çe­şitlenen sanayi kolları ve hızlı bir artış gösteren üretim, doğal kaynakların ekonomik ve sosyal hayatta önem kazanmasına neden olmuştur.

16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Dünya’nın en büyük sömürge imparatorluklarından birini kuran ve Dünya’nın her yerindeki sömürgeleri nedeniyle üzerinde Güneş batmayan imparatorluk olarak adlandırılan İngiltere I. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgelerinin birçoğunu kaybetti. Britanya adaları üzerindeki topraklar dışında tüm topraklarında bağımsız devletler kuruldu. Bağımsızlık hareketleri sonucunda eski sömürgeleri ile irtibatı kesmeyen İngiltere günümüzde eski sömürgeleriyle birlikte İngiliz Milletler Topluluğu’nu kur­muştur. İngiltere bugün eski gücünü yitirmesine rağmen hâlâ Dünya’nın en güçlü devletlerinden biridir.

İngiltere yer altı kaynakları bakımından fakir bir ülkedir. Ülke ekonomisini uzun yıllar ayakta tutan kömür günü­müzde çok azalmıştır. En önemli yer altı kaynağı 1970'ten itibaren çıkarılan petrol ve doğal gazdır. Ülke petrol ihtiyacını kendi üretimi ile karşılar. İngiltere’de demir çelik, kimya, otomotiv, petrokimya, dokuma başlıca gelişme gösteren sanayi kollarıdır. Ülke eko­nomisinde bankacılık, sigortacılık, ulaşım gibi hizmetler sektörü gün geçtikçe gelişmektedir. İngiltere'nin dış ticareti sürekli açık vermektedir. Dış ticaret açığını turizm, bankacılık gibi sektörlerden elde ettiği gelirler­le kapatmaya çalışmaktadır.

İngiltere’de olduğu gibi her ülke belli bir sanayileşme süreci yaşar. Sanayideki gelişmeleri zamanında izleyen ülkeler hızla gelişip kalkınırlar ve toplumlarını refaha kavuştururlar.

İngiltere'de Ulaşım

İngiltere çok gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir. Ülkedeki demir yolları eski önemini kaybetmiştir. Deniz ulaşımı, yük taşımacılığında ilk sırayı alır. Dünya'nın önem­li deniz ticaret filolarından birisine sahip olan İngiltere, hava yolu taşımacılığında da ilk sıralarda yer alır. Kara yolu ulaşımı gelişmiştir. Kara yollarının önemli bir bölümü İse otoyol şeklindedir. Ülkedeki akarsular üzerinde önemli oranda akarsu taşımacılığı yapılmaktadır.

İngiltere Turizmi

Ülkeyi her yıl çok sayıda turist ziyaret etmektedir. 2004 yılında ülkeye 30 milyon turist gelmiş ve 30,4 milyar dolar turizm geliri elde edilmiştir, iklim özellikleri deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Ülkedeki tarihi yapılar en fazla ziyaret edilen yerler arasındadır.

HİNDİSTAN

Hindistan giderek büyük güç olmaya başlayan bir güney Asya ülkesidir. Nüfusu çok hızlı bir şekilde artmakta, buna paralel bir şekilde üretim miktarı da yükselmektedir.

Hindistan'ın Coğrafi Konumu

Hint Yarımadası’nın büyük bölümünü oluşturan Hindis­tan, yüz ölçüm bakımından Dünya’nın 7. büyük ülkesidir. Hindistan topraklarının tamamı Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güneyden Hint Okyanusu ile komşu olan ülke, doğudan Bengal Körfezi, batıdan Umman Denizi ile çevrilidir. Batıda Pakistan, doğuda Bangladeş ve Myanmar, kuzeyde Çin Halk Cumhuriyeti ile komşudur.

Yüzey Şekilleri

Dağlar, Ovalar ve Platolar

Ülkenin kuzeyinde Himalaya Dağları’nın uzantıları görülür. Bu dağlar, III. jeolojik zamanda oluşmuş, en­gebeli ve yüksek dağlardır. Bu dağlar üzerindeki en yüksek nokta Nanda Devi Tepesi’dir. (7816 m) Himalayalar’la, Dekkan Platosu arasında doğu - batı doğ­rultusunda uzanan Ganj Ovası bulunur. Bu ova, Ganj Nehri’nin taşıdığı alüvyonların buradaki çöküntü alanı­nı doldurmasıyla oluşmuştur. Hindistan Yarımadası’nın büyük bir bölümü platolarla kaplıdır. Dekkan adı veri­len bu aşınmış platoyu, kuzey ovalarından Vindiya Dağları ayırır. Platonun batı ve doğu kıyıları boyunca Batı ve Doğu Gat Dağları uzanır. Kuzeybatıda Tar Çölü'nün de bulunduğu Racastan Bölgesi yer alır. .

Hindistan'daki Akarsu ve Göller

En önemli akarsuları Ganj, Brahmaputra, Godavari ve Yamuna’dır. Bu akarsular içinde Ganj Nehri’nin Hintliler için ayrı bir önemi vardır. Hindistan, göl bakı­mından zengin değildir. Göller genellikle küçük çaplı olup, az sayıdadır.

Hindistan'ın İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkenin büyük bölümünde muson iklimi egemendir. Ülkede enlem ve yer şekillerine bağlı olarak sıcaklık ve yağış koşullarında önemli değişmeler görülür. Yüksek dağlık alanlarda kışlar çok soğuk geçer. Güneye doğ­ru gidildikçe enlemin etkisiyle sıcaklıklar artar. Racas­tan Bölgesi’nin dışında kalan yerler yaz musonlarının etkisiyle bol yağış alır.

Kuzeydeki Himalayalar’ın yüksek olması ve doğu batı yönündeki uzanışı nedeniyle bol yağış alır. Çerapunçi yıllık 12 000 mm yağış ile, Dünya'nın en fazla yağış alan yeridir. Dekkan Platosu’nun doğu ve batısında yer alan Gat Dağları'nın denize dönük yamaçları da fazla yağış alır. Yağışlar yarımadanın iç kesimlerine doğru ve Racastan Bölgesi’nde azalır.

İklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak da bitki örtüsü çeşitlilik gösterir. Ülkede güneyden kuzeye doğru; tro­pikal muson ormanları, çöl, kurakçıl bitkiler, iğne yapraklı ormanlar ile yüksek alpin çayırlar görülür.

Nüfus ve Yerleşme

Ülke, nüfus miktarı bakımından Dünya’nın ikinci büyük ülkesidir. Nüfusuna göre, toprakları daha az olduğu için nüfus yoğunluğu fazladır. Toplam nüfusu 1 milyarı geçer. Nüfus miktarı bakımından 2. sırada yer alan Hindistan’ın nüfus artışının fazla olması nedeniyle 20 yıl içinde 1. sırada yer alan Çin'i geçmesi beklenmek­tedir.

Hindistan'da nüfusun dağılımı dengesizdir. Ganj Ovası, Pencap, Ahmedabad, Bombay ve Korela Yarımadası’nın güneybatısı gerek tarihi yerleşmeleri barındırması gerekse tarım koşullarının elverişliliği nedeniyle Hin­distan’ın en yoğun nüfuslu bölgeleridir. Ülkede çalışan nüfusun yarısından fazlası tarım sektöründe yer alır. Ülkede çalışan nüfusun % 64’ü tarım, % 20’si hizmet, % 16’sı sanayi alanında yer alır.

Hindistan'da Tarım ve Hayvancılık

Ülke genel olarak tarım ülkesidir. Topraklarının yarısı tarıma uygundur. Kış kuraklığı tarımsal verimi olumsuz olarak etkiler. Tarlaların % 30'undan fazlasında birden fazla ürün yetiştirilmektedir. Çok fazla nüfusu olan Hin­distan’da, nüfusu beslemek için tarımsal verimin artırılması gerekmektedir. Bunun için çeşitli tarım yöntemleri uygulanmaktadır. Ancak geleneksel tarım yöntemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkede tarımdan elde edilen gelirin % 80’ini bitkisel üretim ve tarla faaliyetleri oluşturmaktadır. Tarımsal üretim ülke ihtiyacını karşılayamadığı zaman dışarıdan tahıl ithal edilmektedir.

Üretim, mevsime göre iki ekim döneminde yapılmak­tadır. Yağışlı bahar ve yaz mevsiminde tahıl (buğday) dışında), pamuk, jüt (Hint keneviri), yer fıstığı, çeltik ve mısır ekilir. Kurak kış mevsiminde ise buğday, baklagiller veya yağlı tohumlar yetiştirilir. Bunun yanında turunçgil, elma, armut, mango ve muz da ülkede yetiştirilen diğer ürünlerdir. Fakat ülkenin en önemli tarım ürünü pirinçtir. Pirinç tarımı, genelde bol yağışlı Bengal Havzası’nda yapılır.

Dünya pirinç üretiminde Çin'den sonra 2. sırada yer alan Hindistan; şeker kamışı, tütün ve pamuk üretimi bakımından Dünya'nın önde gelen ülkelerindendir. Hindistan’da jüt, çay, kahve, şeker kamışı üretimi oldukça fazladır. Hindistan, Dünya’da kauçuk üretimin­de 3., mısır üretiminde 7., mercimek üretiminde ise 1. sırada yer alır.

Buna rağmen ülke ihtiyacını karşılamak amacıyla zaman zaman buğday, pirinç, mercimek gibi ürünleri ithal etmektedir. 1960’lı yıllardan itibaren tarımı geliştirmek ve daha fazla verim almak için çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Verim değeri yüksek pirinç, buğday gibi ürünler yurt dışından getirilerek ürün artışına gidilmiştir.

Hindistan’ın tarım, hayvancılık ve ormancılığa ait genel özellikleri şunlardır:

  • Hindistan, ABD’den sonra Dünya’nın en büyük ta­rımsal alanına sahip ülkesidir.
  • İş gücünün % 50’sinden fazlası tarımda çalışmak­tadır. Nüfus ve nüfus artış hızı ile birlikte tarım ürün­leri ancak kendine yetmektedir.
  • Tarımsal alan bakımından Dünya’da 2. sırada yer almaktadır. Buna rağmen, tarımsal üretim büyük ölçüde doğal koşullara bağlı olduğundan ancak üretim iç tüketimi karşılamaktadır.
  • Tarım eski usullerle yapıldığından verim düşüktür. Tarımsal üretim ancak ülke ihtiyacını karşılamak­tadır.
  • İhracatında tarımsal ürünlerin payı azdır. Tarımda çalışan nüfus fazladır.

Hindistan büyükbaş hayvan sayısı bakımından Dün­ya’da 1. küçükbaş hayvan sayısı bakımından 2. sırada yer alır. Fakat bu yüksek hayvan potansiyeline rağmen, yeterli et ve süt üretimi sağlanamamaktadır. Bu durumun nedenleri arasında dini inanışlar ve hayvanlardan alınan verimin düşüklüğü gelir. Bu yüzden hayvan sayısının fazlalığı, hayvansal ürün ve beslenme yeterliliğine dönüşememektedir.

Hindistan'da üç ana tarım sistemi vardır: Emele yo­ğun tarım; tamamen el emeği ve hayvan gücü ile yapılır. Ürünün tarlaya ekimi, işlenmesi, taşınması ve dağıtımı insan ve hayvan gücüne dayanır. Plantasyon tarımı; geniş sahalarda kauçuk ve çay üretimi yapılmaktadır. Hindistan'da uygulanan "Yeşil Dev­rim” ile tarımda makine kullanılmaya ve verim değe­ri yüksek kaliteli tohumların ekimine başlanmıştır. Plantasyon tarımını büyük şirketler yapmaktadır. Bu­ralarda üretilen ürünlerin bir bölümü ihraç edilmekte­dir. Göçebe tarım sistemi; arazinin sürekli olarak ta­rım yapmaya uygun olmadığı ormanlık sahalarda yapılır. Tarıma açılan bir sahada birkaç yıl tarım yapıl­dıktan sonra terk edilir, başka bir sahada tarım yapıl­maya başlanır. Çünkü fazla yağıştan dolayı toprak ve topraktaki besin maddeleri taşınır.

Hindistan Sanayisi

Hindistan yer altı kaynakları bakımından zengin bir ül­kedir. Başlıca yer altı kaynakları demir, çinko, bakır, boksit, doğal gazdır. Hidroelektrik enerji potansiyeli fazla olan ülkede, elektrik üretiminin büyük bir kısmı barajlardan sağlanır. Ancak, en büyük pay kömürden elde edilen termik santrallere aittir. Ülke sanayileşme yolunda önemli gelişmeler sağlamıştır. Sanayi kuru­luşları maden yatakları çevresinde ve kıyılardaki büyük kentlerin çevresinde toplanmıştır. Dokuma, kimya, gı­da, demir - çelik, makine başlıca sanayi kollarıdır. Ucuz iş gücü nedeniyle Dünya pazarlarında rekabet edebilmektedir. Özellikle tekstilin büyük bir kısmı ihraç edilmektedir.

Hindistan'da Ulaşım

Hindistan çok gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir. Ancak kara yollarının büyük bir kısmı yetersizdir. Dünya'nın en büyük demir yollarına sahip ülkede, yolcu ve yük taşımacılığında demir yollarının payı fazladır. Hava yol­larıyla Dünya'nın birçok noktasıyla bağlantı sağlanır. Dış ticaretinin büyük bir kısmını deniz yoluyla yapan ülkenin en önemli limanları Kalküta, Madras ve Bom­bay’dır.

Hint Turizmi

Hindistan millî parkları, koruma altına alınan yaban sa­haları, tarihî kalıntıları ve sahilleri ile turist çekmektedir. Babür Şah’ın yaptırdığı Agra şehrindeki Tac Mahal'i her yıl binlerce turist ziyaret etmektedir. Yine ülkenin koruma altına alınmış doğal güzellikleri ve sahilleri tu­ristlerin uğrak yerlerindendir.

GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika Kıtası’nın güneyinde yer alır. Üç tarafı okyanuslarla çevrili olan ülkenin batı­sında Namibya, kuzeyinde Botswana ve Zimbabwe, kuzeydoğusunda Mozambik yer alır. Ülke Cap, Natal, Transal ve Oranj eyaletlerinin birleşmesiyle oluşmuş federal bir devlettir.

Ülkenin Yüzey Şekilleri

Afrika'nın en güneyinde bulunan ülkede birçok yüzey şekli bulunmaktadır.

Ülkedeki Dağlar, Ovalar ve Platolar

Ülkenin doğu ve güney kıyıları boyunca Drakens Dağ­ları uzanmaktadır. İç platoların etrafını çevreleyen bu dağların yükseltisi yer yer 3000 metreyi bulmaktadır, iç kesimlerde kenarları dik vadilerle yarılmış platolar yer alır. Bu platolar Yukarı, Orta ve Kurak Veld platolarıyla anılır. Bu platoların kuzeybatısında ise Kalahari Çölü'nün uzantısı ile Karroo Platosu yer alır. Ülkenin Atlas ve Hint okyanusları kıyılarında bir şerit halinde uza­nan ovalar, nüfusun en fazla olduğu alanlardır.

Ülkedeki Akarsu ve Göller

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en önemli ırmağı Drakens Dağları’ndan kaynağını alarak batıda Namibya sınırında Atlas Okyanusu'na dökülen Orange Irma­ğadır. Limpopo diğer önemli akarsuyudur.

Ülkenin İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkede çeşitli iklim tipleri görülür. Doğu ve güneydoğu kıyıları boyunca tropikal iklim özellikleri hakimdir. İç bölgelerde ise yarı tropikal iklim görülür. Kap Bölgesi’nde Akdeniz iklimi, kuzeybatıdaki Kalahari’de çöl iklimi görülür. Ülkenin doğu ve güneydoğu kıyılarında Mozambik sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman bir iklim hakimdir. Ülkedeki bitki örtüsü, iklim ve özellikle yağış miktarı ile uygunluk gösterir. Ormanlar toprakların an­cak % 5’ini oluşturur. Ülkenin Ümit Burnu civarında makiler, iç kesimlerde bozkırlar, çöl alanlarında ku­rakçıl otlar, kuzeydoğuda ise savanlar yer alır.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Nüfus ve Yerleşme

Farklı etnik gruplardan oluşan ülke, Afrika’nın en kala­balık ülkelerindendir. Nüfusun büyük bir kesimini zen­ciler oluşturur. Hollandalılar, Almanlar ve Fransızlar doğal kaynaklara sahip olmak için 1488 yılından itibaren Güney Afrika topraklarına yerleşmişlerdir. 1800’lerin sonunda İngilizler, elmas ve altın madenlerinin bulun­ması üzerine ülkeye gelmeye başlamıştır. Yerli halklarla İngilizler arasında yaşanan savaşlardan sonra 1910 yılında İngiltere’ye bağlı Güney Afrika Birliği ortaya çıkmıştır. Bu birlikte egemenlik Avrupalı beyazların elinde olmuştur. Ülke 1960 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti adını almıştır. 1991 yılına kadar zencilere ırk ayrımı yapılmış, oy hakkı verilmemiştir. 1991 yılında yapılan yasal düzenlemeyle ırk ayrımına son verilmiştir.

Ülkede nüfusun büyük bölümü güney ve doğu kıyılar ile zengin maden yataklarının bulunduğu Johannesburg kıyılarında toplanmıştır.

Ülkenin Tarım ve Hayvancılığı

Tarım gelirinin ülke geliri içindeki payı sürekli azalsa da ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır, ihracatın yaklaşık 1/3’ü tarımsal ürünlerden sağlanır. Tarım yapılabilecek alanlar ülke topraklarının büyük bir bölümünü oluşturur. Ancak, sulama problemi nedeniyle tarımsal üretim yetersizdir. Ekilen alanların yarısında mısır tarımı yapılır. Diğer başlıca ürünleri buğday, yer fıstığı, şeker kamışı ve ayçiçeğidir. Ülkenin kurak geçen iç kesimlerdeki otlaklarda başta koyun olmak üzere tiftik keçisi yetiştirilmektedir. Ülkenin kuzeydoğusunda savanların yaygın olduğu arazilerde ve doğu kıyılarında sığır yetiştiriciliği öne çıkmaktadır. Balıkçılık ülkenin Atlas Okyanusu kıyılarında yaygın olarak yapılmaktadır. Yakalanan balıkların büyük bölümü ihraç edilmektedir.

Güney Afrika Cumhuriyeti Sanayisi

Güney Afrika Cumhuriyeti Afrika Kıtası'nın en gelişmiş ekonomisine sahiptir. Ülkede yabancı yatırımcıların sayısı çok fazladır. Ekonomik faaliyetler büyük ölçüde değerli metal ve madenlere, tarım ürünlerine dayan­maktadır. Güney Afrika Cumhuriyeti, değerli madenler bakımından Dünya’nın en zengin ülkelerinden biridir. Dünya’nın en büyük altın üreticilerinden biridir. Burada meydana gelebilecek bir üretim aksaklığı uluslararası piyasaları olumsuz etkilemektedir.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ihraç ürünleri içinde platin, altın, elmas gibi değerli madenler önemli bir yer tutar. Son yıllarda altın ve elmasın yerini platin almıştır. Altın dışındaki ihraç ürünlerinin % 30’u ham ve işlenmiş tarım ürünlerinden oluşmaktadır. Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika Kıtası'nın tek kâğıt ve selüloz üre­ticisidir.

Ülkede kömür önemli bir enerji kaynağıdır. Enerji ihtiyacının yaklaşık % 72'si kömürden karşılanmaktadır. Kömür aynı zamanda önemli bir ihraç ürünüdür.

Güney Afrika Cumhuriyeti sahip olduğu değerli madenlerin ve doğal kaynakların sağladığı ekonomik gelişmeyle Afrika Kıtası'nda kurulan bölgesel birliklerde önemli bir ülke konumuna gelmiştir.

Güney Afrika Cumhuriyeti madenleri
Madenler Dünya rezervleri içindeki payı (%)
Manganez 83
Platin 66
Krom 54
Altın 40
Pırlanta 24
Uranyum 12
Titanyum 11
Kömür

Ülkedeki Ulaşım

Güney Afrika Cumhuriyeti çok gelişmiş bir ulaşım ağı­na sahiptir. Afrika Kıtası’nın en uzun otoyol ağına sahip olan ülkede, kara yolu ulaşımı büyük önem taşır. Ülke aynı zamanda Afrika Kıtası’nın en uzun demir yolu ağı­na sahiptir. Hava yolu ulaşımı gelişme göstermekte olup, deniz yolu ulaşımı özellikle ticaret açısından önemlidir.

Ülkenin dış ticareti dengededir. Çok az olan dış ticaret açığı son yıllarda artan turizm gelirleriyle kapatılır. Dış ticaretinin büyük bölümünü Avrupa ve diğer Afrika ülkeleriyle yapar

Dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ekonomik olarak da çok hızlı büyümektedir. Geleceğin en büyük dünya güçlerinden biri olarak görülmektedir.

ÇİN HALK CUMHURİYETİ

Dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ekonomik olarak da çok hızlı büyümektedir. Geleceğin en büyük dünya güçlerinden biri olarak görülmektedir.

Çin'in Coğrafi Konumu

Çin Halk Cumhuriyeti, Asya Kıtası’nın doğusunda yer alır. Yüz ölçüm bakımından Dünya'nın en büyük ülke­lerinden birisidir. Doğusunda Büyük Okyanus kenarın­da yer alan Çin Denizi ve Kore ile çevrilidir. Kuzeyde Rusya ve Moğolistan, batıda Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindis­tan, Bhutan, Nepal, Laos, Vietnam ve Birmanya kuzey­doğuda ise Kuzey Kore ile komşudur.

Çin Halk Cumhuriyeti, coğrafi açıdan dört bölgeye ay­rılır. Bunlar; Doğu Türkistan (Sinciang), Tibet Plato­su, Kuzey Çin ve Güney Çin’dir.

Çin'deki Yüzey Şekilleri

Ülke yüzey şekilleri bakımından çeşitlilik gösterir. Do­ğu Çin genel olarak geniş ovalar, lös ile kaplı sahalar ve çevresi alçak tepelerle çevrili havzalardan oluşur. Batı Çin ise genel olarak yüksek dağlar ile bunların oluşturduğu Tibet Platosu ve bu dağlar arasında kalan çöküntü havzalarından oluşmuştur.

Ülkedeki Dağlar, Ovalar ve Platolar

Çin'in batısında Dünya’nın en yüksek dağ sıraları yer alır. Dağlar genellikle doğu batı yönünde uzanır. Ku­zeybatıda ortalama yüksekliği 3000 metreyi aşan Altay Dağları ve güneyde daha yüksek olan Tanrı Dağ­ları ile Tibet Platosu’nun kuzeyinde Karanlık Dağlan uzanır. Güneye doğru ise Dünya’nın en yüksek dağını oluşturan Himalaya Dağları'na geçilir. Dağlar arasın­da geniş havzalar yer alır. Batıda Tanrı Dağlan, Çungarya ve Tarım havzalarını birbirinden ayırır. Tibet Platosu'nun kuzeyinde Altın Dağları ile Karanlık Dağları yer alır.

Çin’in güneybatı ve orta kesiminde, yükseltisi fazla olan Tibet Platosu, kuzeybatısında Şensi ve Şansi platoları bulunur. Çin'in doğu kesimlerinde genel ola­rak geniş ovalar yer almaktadır. Bu ovaların başlıcaları; Sarı Deniz'in kuzeyinde Mançurya Ovası, batısında Kuzey Çin Ovası, güneyinde Mavi Irmak’ın getirdiği alüvyonlarla oluşmuş Yankçe Ovası yer alır. Mançurya ve Yankçe ovalan hem tarımsal faaliyetlerin hem de sanayi ve ulaşımın geliştiği alanlardır. Ovaların, Çin’in toplam yüz ölçümü içindeki payı %18 iken platoların kapladığı alan % 30 kadardır.

Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki Akarsu ve Göller

Çin’de çok fazla ırmak vardır. Bunlardan Yang-çe (Maviırmak) Çin’in en uzun akarsuyudur. Bir kısmı ulaşıma elverişli olan bu ırmak üzerinde taşkınlardan korun­mak için çok sayıda baraj kurulmuştur. İkinci büyük akarsuyu Huang-ho (Sarıırmak)'dur. Bu akarsu üze­rinde de sulama ve enerji üretimi amaçlı çok sayıda baraj kurulmuştur. Bu akarsular Büyük Okyanus’a dö­külür. Bunların dışında Güney Çin Denizi’ne dökülen Mekong ve Altın Dağları’ndan doğup Tarım Havzası'ndan geçen Tarım Nehri yer alır. Ülkede çok sayıda göl bulunmasına rağmen, büyük yüz ölçüme sahip göllere rastlanmaz. Önemli gölleri Donding, Poyang ve Bosien gölleridir.

Ülkenin İklimi ve Bitki Örtüsü

Yüzey şekillerinin çeşitliliğine bağlı olarak çeşitli iklim tipleri görülür. Ülkenin kuzey, batı ve kuzeybatısında karasal iklim özellikleri, güney, doğu ve güneydoğu­sunda muson ikilimi görülür. Doğu Türkistan'da yarı kurak step iklimi ile çöl iklimi görülür. Yıllık sıcaklık ve yağış ortalaması genel olarak güneydoğudan kuzey­batıya doğru azalma gösterir. Örneğin güneydoğu kıyı­larında yıllık yağış miktarı 2000 mm’yi geçerken, Tarım ve Çungarya havzalarında 100 mm'nin altına düşer.

Çin’de bitki örtüsü yüzey şekillerinin çeşitliliği ve top­rakların genişliğiyle orantılı olarak çok zengindir. Ülke topraklarının % 13'ü ormanlarla kaplıdır. Çin’in doğu­sunda ormanlar, batısında ise stepler ve çöl bitkile­ri yaygındır. Bazı bölgelerde tropikal ormanlara rast­lanır.

Çin'de Nüfus ve Yerleşme

Çin uygarlığı, 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. 1949 yı­lından itibaren günümüze kadar olan dönemde sosya­list bir idare tarzı ile yönetilen ülkenin başkenti Pekin’in nüfusu 6,8 milyondur. Pekin kültür, ekonomi ve ulaşım merkezidir. En büyük sanayi ve ticaret şehri ise Şang­hay’dır. Şanghay’ın nüfusu yaklaşık 7,3 milyondur. Çin’in toplam nüfusu yaklaşık 1,3 milyardır. Ancak nü­fus ülke geneline düzenli dağılmamıştır. Ülke nüfusu­nun % 80’i ülke yüz ölçümünün % 20’lik bir bölümü­ne toplanmıştır. Çin’in bazı bölgelerinde nüfus yoğun­luğu bu yüzden 1000 kişi / km2 yi geçer.

Hong Kong, Çin'in güney kıyısında bulunan, 1 Tem­muz 1997 tarihine kadar İngiliz Krallığı'na bağlı sömür­ge ve adalar grubuyken, bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özel yönetim bölgesi olmuştur. Hong Kong, Asya’nın en büyük serbest pazarı ve lima­nı, en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezidir. Nüfus yoğunluğu bakımından km2 ye 3500 kişi ile Dünya’da 1. sırayı alır. Hong Kong’da tropikal muson iklimi hakimdir.
Çin'de nüfus artış hızını düşürmeye yönelik sıkı politi­kalar izlenmektedir. Bunlardan tek çocuk sahibi ailele­ri destekleme en dikkat çekici olanlarıdır. Nüfusun az bir bölümü şehirlerde yaşayan ülkede, büyük şehirler doğu ve güney bölgelerinde toplanmıştır. Başlıca önemli şehirleri başkenti Pekin ile Şanghay, Tieçin, Şınyang, Nankin ve Sian’dır. Çin nüfusunun yaklaşık % 20’si şehirlerde, geri kalanı kırsal kesimlerde yaşar. Kırsal kesimde dağlık alanlar dışında çoğu kez toplu köy yerleşmeleri görülür.

Çin'de Tarım ve Hayvancılık

Halkın geçimini sağladığı en önemli ekonomik faaliyet tarımdır. Tarım alanları daha çok ülkenin doğusunda toplanmıştır. Sarıırmak ve Maviırmak çevresinde yılda iki ürün alınabilmektedir. En önemli tarım ürünü pirinç­tir. Pamuk, mısır, çay, şeker kamışı, buğday, şeker pancarı ve çeşitli sebzeler diğer yetiştirilen ürünler­dendir. Tarımda üretimi artırmak için yapılan bütün ça­lışmalara rağmen, hızla artan nüfusun ihtiyaçları karşılanamamakta, açık ithalatla kapatılmaktadır.

Güney Çin’de ipek böcekçiliği önemli bir gelir kayna­ğıdır. Çin’de hayvancılık faaliyetleri büyük ölçüde çift­liklerde yapılır. Koyun, sığır ve domuz yetiştirilir. Dünya’nın en büyük balık üreticisi olan Çin, üretiminin ta­mamını ülke ihtiyaçları için kullanır.

Çin Sanayisi

Çin, sahip olduğu önemli doğal kaynaklan ve nüfusu ile gelişmekte olan ülkeler arasında önemli bir güçtür. Son yıllarda sanayi alanında büyük gelişmeler kayde­den ülke pamuk ve ipekli dokuma sanayi, demir çelik sanayi, silah sanayi ile makine imalatında büyük iler­lemeler kaydetmiştir. Bu nedenle Çin'in enerji tüketimi ve ihtiyacı son yıllarda büyük artış göstermiştir.

Madencilik Çin'de önemli bir ekonomik faaliyettir. Ülke maden yatakları açısından oldukça zengindir. Çin'de en fazla çıkarılan madenler kömür ve petroldür. Çin petrol ve petrol ürünü ihracatı yapar. Ülke aynı zamanda Amerika ve Rusya'dan sonra elektrik üretiminde üçüncü sıradadır.

Çin önceleri sadece SSCB ve diğer sosyalist bloğu ül­kelerle olan dış ticaretini son yıllarda bütün Dünya ül­keleriyle yaparak büyük bir gelişme göstermiştir. Bu bakımdan ekonomistler tarafından Çin’in yakın bir ge­lecekte çok büyük bir ekonomik güç olacağı tahmin edilmektedir.

Çin son yıllarda Fransa ve İngiltere’yi geçerek Dünya’nın en güçlü ekonomik güçlerinden biri olmuştur. Japonya’yı da geride bırakarak Dünya’nın en fazla dö­viz rezervine sahip ülkesi konumuna gelmiştir. Çin’in bu ekonomik yükselişinde değişik etkenler söz konu­sudur. Bunların başlıcaları şunlardır:

  • Yabancı yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlanması
  • Devletin ekonomik kalkınma bölgesi, teknolojik kalkınma bölgesi, sanayi parkları ve serbest bölge kurulmasına öncülük ederek, bu bölgelerden alı­nan gelir vergisinin azaltılması veya kaldırılması 
  • Ucuz iş gücü nedeniyle Dünya'nın ekonomik ba­kımdan büyük şirketlerinin üretimlerini Çin'e kay­dırması
  • Yolsuzluk, kaçakçılık ve dolandırıcılıkla mücadelelerin artırılması ve bu suçlara ağır cezaların uygu­lanması
  • Alt yapı hizmetlerini geliştirmesi. Örneğin bu çer­çevede devlet her yıl kara yollarına 65 milyar dolar yatırım yapmaktadır.
  • Gümrük vergilerini kademeli olarak azaltması, bu­nun sonucu Çinlilerin teknoloji transferi yapabil­melerine olanak sağlanması. Çinlilerin ithal malla­rını örnek alıp, kendi üretimlerini geliştirmeleri.
  • Hükumetin Ar-Ge çalışmalarını artırarak, daha ucuz, kaliteli, verimli ve daha özgün malların üreti­mine öncülük etmesi.

Çin'de Ulaşım

Çin'de ulaşım ağı son yıllarda büyük gelişme göster­miştir. Uzunluğu 700 000 km’yi bulan birinci sınıf kara yoluna sahiptir. Buna karşılık demir yolları sınırlı bir dü­zeydedir. Çin'in sanayileşmesinde kara yollarına yaptı­ğı yatırımların önemi fazladır. Kara yolu ve demir yolu şebekesi ülkenin doğu kesimlerinde yoğunlaşmıştır.

Çin, 5 yılda dış ticaret hacmini 3 kat artırıp 1,7 trilyon dolara çıkarmıştır. Gayri Safi Millî Hâsılası’nı her yıl % 10 artırarak ABD, Japonya ve Almanya’dan sonra Dünya'nın 4. büyük ekonomik gücü olmuştur. Tek­noloji ürünlerinin dış satımdaki payı son 8 yılda % 11 'den % 27’ye çıkmıştır. Her yıl Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı payı 30,5 milyar dolara çıkarmıştır.

Çin Turizmi

Çin’in son dönemde ekonomide sağladığı büyük ba­şarıya paralel olarak turizm sektörü de hızlı bir gelişim göstermektedir. Şu anda Çin’de gezilecek turistik ören yeri sayısı gittikçe artarken, altyapı hizmetleri de iyileştirilmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak, Çin'e se­yahat eden yabancıların sayısı da günden güne art­maktadır. Dünyaca ünlü Çin Şeddi, en fazla ziyaret edilen yerler arasındadır.

Çin, her yıl ithal ve ihraç ürünleri fuarı düzenleyerek çok sayıda iş adamını ağırlamaktadır. Bu tür organi­zasyonlar ülkenin turizmini geliştirdiği gibi aynı za­manda dış ticaret hacmini de artırmaktadır.

Ülkeler Neden Farklı Gelişmişlerdir?

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri farklı şekillerde ölçülebi­lir. Gelişmişlik seviyesini tek bir ölçütle belirtmek güç­tür. Çünkü ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasal yapı­ları farklılık gösterir. Gelişmişlik seviyesini belirleyen en önemli ölçüt kişi başına düşen millî gelirdir. Bunun ya­nında sağlık, eğitim, yerleşme, nüfus gibi bir takım göstergeler de ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Örne­ğin ülkelerin okullaşma oranları, doktor başına düşen kişi sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi veriler ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Birleşmiş Mil­letlerin bu konuda kullandığı en geçerli ölçüt insani gelişim endeksidir.

İnsani gelişme endeksi, her ülkedeki yaşam uzunlu­ğu, okuryazar oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultu­sundan hazırlanan bir ölçümdür. İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçüt teşkil eder. Bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da geliş­memiş bir ülke olduğu bu endekse bakılarak anlaşıla­bilir. Bu endeks Birleşmiş Milletler tarafından her yıl ha­zırlanır.

1970’li yıllarda ülkelerdeki kalkınma ve gelişme, büyük oranda ulusal gelirdeki artışla eşdeğer görülmekteydi. Kalkınmadaki temel amaç, üretim ve istihdam yapısın­da sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların sayısını artırmak olmuştur. Bu amaca uygun olarak ülkenin ge­lişmişlik seviyesinin en iyi göstergesi olarak kişi başı­na düşen millî gelir kullanılmıştır. 1970’li yıllardan son­ra gelişmişlik ölçütlerinin sadece ekonomik olarak de­ğil insani, sosyal ve çevresel boyutlarıyla da tanımlan­ması gerektiğini savunan yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca ekonomik büyüme kavramının içine yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve bölgesel dengesizlik gibi un­surlar da eklenmiştir.

Ekonomik açıdan kalkınmış olan birçok ülkede sosyal sorunların ortaya çıkması, ekonomik kalkınma ile insa­ni gelişme arasındaki ilişkilerin önemini ortaya çıkar­mıştır. Bu doğrultuda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından, ülkelerin sosyoekonomik geliş­mişlik düzeylerinin ortaya konulduğu İnsani Gelişme Göstergesi oluşturulmuştur.

İnsani Gelişme Göstergesi başlıca üç temel ölçütü ön plana çıkarmaktadır. Bunlar:

  1. Uzun ve sağlıklı yaşam; ölçümü ortalama yaşam süresine göre yapılır.
  2. Bilgi düzeyi; okuryazar oranı (2/3'ü) ve ilkokul, li­se ve üniversite kayıtları yüzdesi (1/3'ü) ile yapılır.
  3. Ölçünlü (standart) yaşam düzeyi; ölçümü kişi başına düşen gelir ve alım gücünün Amerikan Doları'ndan hesaplanmasıyla yapılır.

Birleşmiş Milletler'in hazırladığı insani gelişim raporuna göre bazı gelişmiş ülkeler insani gelişim konusunda daha fazla gelişim gösterirken gelişmekte olan ülkeler de bu açıdan gerileme içerisindedir. Gelişmemiş veya geri kalmış ülkelerin büyük bir kısmı Afrika Kıtasında bulunmaktadır.

 

 

                                                                                          ANA SAYFA